Rehberlik

ÖSS'de şans faktörü yoktur.
Çünkü:
a- 4 yanlışın 1 doğruyu götürmesi
b- Yaklaşık 1.5 milyon rakibin olması
c- 9 dersten 100'ün üzerindeki konudan soru sorulması
d- Her soruda 4 çeldiricinin olması
e- 180 soru sorulması
f- 180 dakika süre verilmesi
g- Tek sınav olması gibi etkenler şans faktörünü azaltabilir.
2- Sınavda 10 farklı kitapçık türünün olması sebebiyle soruların kolaydan zora doğru bir sıra takip etmemesi.
3- En kolay ve en zor sorunun da aynı puana sahip olması
4- Turlama tekniğinin kullanılması. Birinci turda kesinlikle emin olunan soruların işaretlenmesi, ikinci turda boş bırakılan ve vakit alacak soruların çözülmesi
Adaylar turlama tekniğini kullandıklarında tekrar başa dönüldüğünde zaman kaybetmemek için kitap üzerindeki soruların yanına kendilerine ait semboller kullanabilirler. Bunlar;
a- Cevabından emin olunan soruya X (çarpı) işareti konulabilir. X 1.
b- İki şıkka indirip de işaretlenmeyen soruya !(ünlem) işareti konulabilir.
c- Zaman ayırırsam yaparım denilen soruya + (artı) işareti konulabilir.
d- Boş bırakıp döndüğümde tekrar bakarım denilen soruya daire konulabilir.
e- Hiç yapamam dediğiniz soruya elips işareti konulabilir.
5- Soruların kolaylığı ve zorluğu, kısalığına veya uzunluğuna bağlı değildir.
6- Kodlamalar sınav sonuna bırakılmamalı, her sorudan sonra verilen cevap optik forma işaretlenmelidir.
7- Çok soruya cevap vermek çok net çıkarmak anlamına gelmez.
8- Alanı sözel olan bir adayın, fen sorularını bilmediği halde nasıl olsa sözel puanımı etkilemez diye tüm fen grubu sorularını bilmeden işaretlemesi veya tersi bir durumda alanı sayısal olan bir adayın da için de sözel kısmı bu şekilde işaretlemesi puan kaybetmesine sebep olur.
9- Bazı adayların yanlışlıkla veya bilerek aynı soru üzerinde birden çok şıkkı işaretlemesi o sorunun iptal edilmesine değil yanlış kabul edilmesine neden olur.
10- Kodlama yapılırken kutucuğun tam olarak doldurulması
11- Kodlama yapılırken bir aşağıdaki sorunun şıkkına taşırılmaması
12- Şıkların değiştirilmesi durumunda değiştirilecek şıkkın iyice silinmesi
13- Bir sorudan diğer soruya geçildiğinde boş bırakılan soruların düşünülmemesi.
14- On adet farklı kitapçık türü olacağından cevapların müsvedde kağıda geçirilmesi size sadece zaman kaybettirir
15- ÖSS'de dört şıkkın arka arkaya gelme ihtimali çok düşüktür. Böyle bir durumla karşılaştığınızda cevaplarınızı kontrol ediniz.
16- Girmek istediğiniz puan türüne göre öncelikli olan testlerinizi kendi içerisinde sıralayın. Alanınızın dışındaki testleri de kendi içinde sıralayarak test çözümüne başlayabilirsiniz.
17- Öğrencinin testlerde zamanını en verimli şekilde kullanması gerekir. Tüm öğrenciler her bölüme zaman ayırmaya çalışmalıdır.
Bazı öğrencilerimiz motivasyonları olduğu halde derslerine yoğunlaşamadıklarını söylüyor. Kelime anlamı yoğunlaşma olan konsantrasyon yaptığımız işi veya çalıştığımız konuyu tamamlamamızı , anlamamızı sağlar.
Motivasyon ile konsantrasyon arasında sıkı bir bağ vardır. Birbirlerinin devamlılığını ve gücünü karşılıklı etkileyen bu iki durum yapılan işte başarının yakalanabilmesi için şarttır. Şayet bir şeyler okurken birden bire ne okuduğun hakkında bir fikrin olmadığını fark ediyor veya tekrar tekrar okuduğun satırlardan hiçbir şey anlamıyorsan bu konsantrasyon eksikliğini gösterir.
Herhangi bir konuyu dinlerken herhangi bir işi yaparken çeşitli görüntülerin aklımızdan geçmesi ve o görüntülerin başka başka olaylar hatırlatması konsantrasyon dağılmasıdır. Herkesin başına sıklıkla gelir ; birisi bir şeyler anlatırken sen de dinler gibi görünürken aklından futboldan yemeğe kadar birbiriyle ilgili ilgisiz bir çok şey geçer , kontrolsüz çağrışımlar arasında kaybolur gidesin.
Hedeflerini belirlemiş, motivasyonunu sağlamış olmana rağmen çalıştığın derse yoğunlaşamıyorsan, konsantrasyonun bozulmasının nedenini birkaç soruyla tespit edebiliriz.:
Bedensel olarak yorgun musun?
Çalıştığın yerin fiziki durumu nasıl? (ısı , gürültü, ışık)
Duygusal sıkıntıların mı var?
Stres altında veya aşırı kaygı altında mısın?
Genellikle bu durumlar bir arada yaşanır ancak biri diğerlerinden daha baskındır. Bu durumda çalışmaya ara verip belirlediğin sorunu halledip ya da ondan uzaklaşman gerekir.
Çalıştığın konuya yoğunlaşmak için önerilerimiz :
-Amacını gözden geçir. Ona ulaştığında hayatındaki değişikliklerin ne olacağını hayal et hatta tüm duyularınla hisset. Ders çalışmaya başlarken neden ve niçin çalıştığını bilmek, hatırlamak motivasyonunu dolayısıyla konsantrasyonunu artıracaktır.
-Çalışacağın ortamın sessiz ve düzenli olmasını sağla. Çalışman esnasında gerekli olacak materyaller yanında bulunsun. Masanın üstünde gereksiz kullanmayacağın araç-gereç olamasın. Yiyecek, içecek, telefon, radyo vs. konsantrasyonunu dağıtacak şeylerdir.
-Zihnin uyanık, düşüncelerin canlı olduğu saatler verimli saatlerdir. Çalışmalarını bu saatlerde yaparsan konsantrasyonun daha yüksek olacaktır.
-Çalışmalarını masada fazla sert veya yumuşak olmayan bir sandalyede oturarak yapmalısın. Dik oturmalı ve kolların masanın üstünde olmalı. Bu oturuş biçimi kan dolaşımının hızıyla, beyine giden oksijen miktarıyla, kas geriliminin belirli bir düzeyde olmasıyla yakından ilgilidir.
-Verdiğin ders aralarında ise kısa ve uzun vadeli amaçlarını gözden geçir. Motivasyonu artıracak olan bu düşünceler konsantrasyonunu arttıracaktır.
“Bulmaca çözmekten nefret ediyorum.”, “Meyve yemeyi sevmiyorum.”, “Yemek yemeden önce ellerimi yıkamaya üşeniyorum.”, “Ödevlerime vakit ayıramıyorum”, “Sebze yemeklerini ağzıma atamam, tiksiniyorum.”, “Hikaye okumaktan sıkılıyorum, oku oku bitmiyor.”, “Hikayenin sonuna geliyorum başını unutuyorum.”….
Tüm bunları ya da bazılarını sık sık kullanırız. Hep şikayet ederiz, bıkmadan saatlerce… ama bunlar biz değiliz ki: Bunlar sadece birer alışkanlık. Aslında ıspanak yemeği harikadır. Yemeklerden önce ellerimizi yıkarsak hem mikroplara karşı korunuruz hem de bir yerimiz eksilmez. Bulmacaya gelince; ilk seferde hepsini çözenimiz yoktur. Ne kadar çok çözersek o kadar ustalaşırız. Uğraşmazsak sıkılırız tabi. Bu bizim bulmacadan anlamadığımız anlamına gelmez. Hikayeler enfestir, okudukça okumak gelir. Amma abarttık demeyelim! Başkahramanın yerine koyduk mu kendimizi nasıl da çabucak bitiririz. “Ne olacak, ne bitecek, ben olsam ne yapardım?” düşüncesiyle bir çırpıda okuruz kitabımızı. Okuldan eve geldiğimizde saatlerce televizyon izleyip cd oynuyorsak ya da arkadaşlarımıza gidiyorsak, kanepeye yatıp uzunca bir dinlenmeye geçiyorsak tabiki ödevlerimize vakit ayıramayız. Oysa okuldan gelince bir saat oyun, bir saat yemek, kırkar dakikalık ödevleri yapma zamanı ayırırsak, en az yarım saat de okumaya ayırdık mı her şeye vakit bulmuş oluyoruz. Sıra meyve yemekte: Meyveler bizim vücudumuzun vitamin depolarıdır ve her çeşit meyvenin çeşit çeşit tadı, lezzeti var. Elma, şeftali, kayısı, çilek, armut, karpuz, ayva, muz, kavun… Şeftalinin tüyleri mi gıcık ediyor, elmanın kabuğu mu sert soyarız olur biter.
Tüm bu örneklerden şunları çıkartabiliriz:
Hayatımızı alışkanlıklarımız yönetiyor ve biz istersek onların bizim üzerimizdeki hakimiyetine son verebiliriz. Elma yemek için kabuğunu soymaya üşenme alışkanlığından, sadece biz istersek vazgeçebiliriz.
Aynı şekilde derslerimize çalışmayı alışkanlık haline getirirsek etkili bir çalışmamız olur. Her gün belli saatlerde belli derslere bakar, diğer vakitleri de eğlenceye ayırırsak bir çalışma alışkanlığı kazanırız.
Bu yeter mi? Hayır! Ayrıca çalışırken konularımızı kırkar dakikalık zamanlara bölmeliyiz. Çünkü ara vermeden çalışırsak beynimiz sulanır. Onar dakikalık aralar beynimizin rahatlamasını sağlar.
Sadece bu yeter mi? Hayır! Onar dakikalık aralarda hareket etmeliyiz. Kırk dakika boyunca kan dolaşımımız hareketsizlikten yavaşlamıştır, onu harekete geçirmeliyiz. Odamızın kapısı kapalıysa açmalı, içeriyi havalandırmalıyız. Oksijen miktarı az olan bir yerde biz akıl küpleri nasıl durabiliriz! Karbondioksit miktarı çok olan bir yerde sadece kimler güzel yaşayabilir? Yine bildik! Bitkiler yaşayabilir. “Buraya kadar her şey harika. Biz bunları zaten yapıyoruz .” diyorsanız, en başa dönelim. Her gün düzenli çalışmak yeter mi? Hayır! Neden? Çünkü çalışmak için ihtiyacımız olan şeyleri önceden hazırlayıp masamızın üstüne koymazsak, zaman kaybı yaşarız, programımız aksar ve alışkanlık haline getiremeden havaya karışır. Sırf bu da değil. Hangi ders için neler gerekli olduğunu da bilemez, onları hazırlamaya uğraşırken sinir oluruz, elimiz ayağımıza dolaşır. Zaten şikayet etmek için hazırız bu da üstüne kapak olur. Ama biz bu kadar çabuk pes edecek adamlar değiliz. Ne yaparız? En kolay bulduğumuz derslerden başlar ve kendimizin gücünü görürüz ve daha zor dersi başarmak için yöntemler deneriz. Nasıl? Anlamadığımız bir derse çalışırken konuyu bölümlere ayırırız ve özetler çıkarırız. Her özeti kontrol ederiz ve bitirdiğimiz konuların üzerine çarpı atarız ya da bitti yazarız. Onun bittiğini görmek bile ne kadar yol kat ettiğimizi gösterir.
Hepimizin çalışma yöntemleri farklı olabilir; ama yapılan araştırmalara göre dinlenerek ve düzenli çalışan arkadaşlarımız daha başarılı oluyorlar. “Düzenli” kelimesi dikkatimizi çekmeliymiş. Çünkü nefes almak, yemek yemek, televizyon izlemek gibi birçok alışkanlığımız düzenlidir. Sadece düzenli de değil, sevilen istenilen şeylerdir. Hatta onlara ihtiyacımız vardır. Örneğin, yemek yemeden yaşayamayız ve her gün düzenli bir şekilde yeriz. Artık anladık!
Etkili çalışmak için yapmamız gereken şeyler:
“İSTEMEK! ODAKLANMAK! HAREKETE GEÇMEK!”
Her şeyin bir zamanı var. Çok söyleriz bu cümleyi;Herkesin doğrusudur bu cümle kimi zaman başına bir de sırası mı şimdi cümlesini eklediğimiz zamanlar olur. Tam arkadaşlarımızla oynamak için dışarı çıkacağımız zaman annemizin çocuğum her şeyin bir zamanı var şimdi olmaz sözünü duyduğumuz zamanlar çok olmuştur. Çok önemli bir konuşmayı dinlerken araya soğuk bir fıkra anlatmaya çalışan arkadaşımıza içerleriz içimizden:sırası mı şimdi?
Her şeyin bir zamanı var diye geçiririz.
Tam yatmaya hazırlanıyoruz birden bire bir zil çalar karşımızda bir dostumuz geçiyorduk da uğrayalım dedik derken ona diyemeyiz ama olmaz ki her şeyin bir zamanı var Ocakta dondurma yenmez biliriz, Ağustosta kardan adam yapılamaz onu da biliriz. Dünyanın güneş etrafındaki dönme zamanı, mevsimlerin geçiş zamanları,toprağın sürüleceği zamanı.
Her şeyin bir zamanı var.
Her şeyin bir zamanı var diyoruz da acaba ders çalışmayı da bunun içine katıyor muyuz?
Ders çalışmakta nefes almak gibi her zaman yapılabilecek işlerden mi yoksa belli zamanlarda yapılması gereken bir eylem mi? Teneffüslerde ile ders çalışanlar, akşam eve girer girmez çalışma masasının başına oturanlar, anneleri tarafından yalvar yakar sofraya çağrılanlar ya da tam tersi ders için masaya oturmayanlar, okul çıkışını dört gözle bekleyenler için zamanın o kadar bir önemi yoktur. Ders çalışmanın elbette bir zamanı vardır. Bu zaman kişiden kişiye hayli değişkenlik gösterir. Ders çalışmak için günün hangi saatlerinin daha uygun ve verimli olduğu söylenebilir.
İnsan zihninin en verimli olduğu zaman günün ilk saatleridir. Öğrenileni tekrarlamak , pekiştirmek,hafızaya yerleştirmek için tercih edilecek zaman dilimi günün son saatleridir. Yatmadan önce tekrarlanan bilgilerin uyku esnasında sağlamlaştığı, yerli yerine oturduğu, diğer zamanlarda yapılan tekrarlara oranla daha iyi sonuçlar verdiği görülmüştür. Yanlış anlaşılmasın günün sadece başında ve sonunda ders çalışılsın gibi bir şey çıkmasın süremiz kısa, zaman çabuk geçiyor ve yapacağımız daha çok şey var. Günün başında uyur, gün sonunda televizyon, oyun vb. şeylerle zaman öldürürseniz vay halinize.
Unutmayın sevinmenin, üzülmenin, oyunun, dersin her şeyin bir zamanı vardır.
Zamansız çalışıp zihninize sırası mı şimdi? dedirtmeyin ve zamanınızı iyi kullanın ....
Çünkü zaman hayatın ta kendisi...
Çalışma ortamının ders çalışmaya uygun olması çalışmayı daha verimli hale getirir. Her ne kadar herkese tam anlamıyla uygun bir çalışma ortam modeli geliştirilmemişse de çalışma odasının düzeni ve eşyaların durumunun dikkati etkilediği bilinmektedir. Bu sebeple çalışma ortamının bazı yapısal özellikleri olması kaçınılmazdır. Çalışılabilecek ortamlar; çalışma odası, çalışma köşesi, dershane derslikleri ve kütüphaneler olarak sıralanabilir. Dershane ve kütüphaneler çalışmak için uygun olarak düzenlenmiştir. Bizim üzerinde duracağımız noktalar çalışma odası ve çalışma köşesi ile ilgilidir.
İdeal olanı bir çalışma odasının bulunmasıdır. Ama mümkün değilse en azından evin bir köşesi ders çalışma alanı olarak düzenlenebilir. Çalışacağınız ortamı düzenlerken şu özelliklere dikkat ediniz.
1- Çalışma ortamında dikkati dağıtıcı afiş, poster, yazı, resim, TV, bilgisayar CD, müzik seti, telefon gibi uyarıcıların olmaması
2- Çalışma ortamının huzur veren, olumlu yönde etkileyen bir renkte olması
3- Aydınlatmanın gözü yormayacak ya da uyku getirmeyecek düzeyde olması
4- Çalışma ortamında dikkatinizi dağıtacak kişilerin olmaması
5- Odanızda bir saatin bulunması
6- Oda ısısının ne çok soğuk ne de çok sıcak olması
7- Çalışma ortamının ders dışı faaliyetlerde kullanılmaması
8- Çalışma masasının pencereden uzakta olması
9- Ders çalışılan masa ve sandalyenin sizi rahatsız etmeyecek ergonomik özelliklere sahip olması
10- Masanızda sadece çalıştığınız dersle ilgili araç ve gereçlerin bulunması
11- Çalışmaya başlamadan önce temel ihtiyaçların giderilmesi. Ders çalışma masasında mümkünse bir şey yenilip içilmemesi.
12- Odanın sık sık havalandırılması gerekmektedir.
1500 civarında okul birincisi geçen yılki ÖSS'de üniversiteye yerleşememiştir. Buna göre klasik sınav sisteminde başarılı olan adayların test tekniğini geliştirmedikleri taktirde ÖSS gibi kolay nitelikli bir sınavda başarılı olamadıkları gözlenmektedir.
Bu bölümde vereceğimiz bilgiler test tekniğini kavratmaya, sizi daha hızlı ve daha doğru sonuçlara götürmeye yöneliktir. Test tekniğini kazanmada mutlaka bilgiye ihtiyaç vardır ama aynı zamanda yorum gücünü kazanmak, süreyi iyi kullanmak ve muhakeme gücünü devreye sokabilmek bilgi ile birlikte kullanılan önemli yardımcılardır. Test tekniğini iyi kavrayabilmek için:
1- Yeni konularla ilgili test çözerken kolaydan zora doğru bir yol izlenmelidir.
2- Öğrenilen her konu ile ilgili yeterince soru çözülmelidir.
3- Mümkün olduğunca farklı kaynaklardan yararlanılmalıdır fakat amaca hitap etmeyen soru kaynakları boşa zaman harcanmasına ve yanlış yönde çalışma yapmaya yol açabilir.
4- Bütün çalışmalarda resmi süre olan bir dakikaya bağlı kalınarak soru çözülmelidir.
5- Soru kökleri çok iyi okunmalı soruda ne istendiği çok iyi anlaşılmalıdır.
6- Soru anlaşılmadan şıklara geçilmemelidir.
7- Soru kökleri okunurken olumlu ve olumsuz yönlerine dikkat edilmelidir.
8- Hiçbir bilginizin olmadığı soruları boş bırakma alışkanlığı kazanılmalıdır.
"Bana bir problem ve 1 saat süre verilse bu sürenin 45 dakikasını problemi anlamaya, 10 dakikasını çözüm yolları üretmeye, 5 dakikasını çözmeye ayırırım".
Einstein
10- Dört yanlışın 1 doğruyu götürdüğü kesinlikle unutulmamalıdır.
11- Bazen 4 yanlışı bulmak bir doğruyu bulmaktan daha kolaydır. Yanlış şıkları eleyerek doğru cevaba ulaşabilirsiniz.
12- Testlere en iyi olduğunuz dersin sorularıyla başlamalı, iyi olduğunuz dersleri sona bırakmamalısınız.
13- Soru kökü dikkatli okunmalı, ÖSS'de muhakeme, yorum ve kavrayış gücünün ölçülmeye çalışıldığı unutulmamalıdır.
14- Test çözerken cevap şıklarında kendi görüşünüzü değil soruda istenilen doğru cevabı bulmanız gerektiğini unutmayınız.
15- Soru kökünü yarım okuyup şıklara kesinlikle geçmeyin. Soru basit de olsa yanlış cevabı verebilirsiniz.
16- Bütün şıkları okumadan cevabı işaretlemeyin. Daha doğru bir cevap diğer şıklarda olabilir.
17- Çözdüğünüz soruların ÖSS standartlarına uygun olmasına dikkat edin.
18- Yorulduğunuzu hissettiğiniz anlarda kısa molalar verin. Mümkünse bu molaları bölümler arasında kullanın.
19- Hızınızı belirli aralıklarda kontrol edin. Planladığınız süreyi kontrol ederek izleyin. (Örneğin her 30 soruda bir süreyi kontrol ediniz.)
20- Alanınızla ilgili olan testlere daha fazla zaman ve dikkat harcayın. Asıl puanı bu bölümlerden alacağınızı unutmayın.
21- Çözdüğünüz her testte kaydırma, kodlama veya yanlış cevabı işaretleme gibi klasik hataları yapmamaya özen gösterin.
22- Test çözmeye önyargısız, moral gücü yüksek ve kendinize güven duygusu ile başlarsanız, rakiplerinize göre bir adım öndesiniz demektir.
23- Paragraf sorularında ilk önce soru kökünü daha sonra paragrafı okuyun. Bu size parçada ne arayacağınız konusunda avantaj sağlar.
24- Sınavı , kesinlikle süre dolmadan terketmeyin. Son dakikaya kadar süreyi kullanın.
25- Karşılaştığınız zor sorularla inatlaşıp zaman kaybetmeyin. Çünkü zor soruyu yapan değil çok soruyu yapan sınavı kazanır.
26- Her testte cevaplayamayacağınız sorular çıkacaktır. Moralinizi bozmayın.
27- Sınavlarda çevrenizdeki kişilerin, hangi testi çözdüğü, kaç soru cevapladığı sizi ilgilendirmemeli. Bu, dikkatinizi dağıtabilir ve moralinizi bozabilir.
28- Tüm test çözümlerinizde süre tutun ve teste başladığınız andan itibaren dış dünya ile tüm bağlantılarınızı kesin. Eğer bunu başarabilirseniz sınava konsantre olmuşsunuz demektir.
29- Her denemenin sonunda doğru, yanlış ve boş sorularınızı kontrol edin. Yanlış işaretlenen ve boş bırakılan soruları inceleyip kontrol edin. Aynı hata ve eksiklerle sınavlara girmeye devam ederseniz aynı sonuçları almaya devam edersiniz.
30- Test hızınızı konu tekrarıyla değil, soru çözerek arttırabilirsiniz. Hazırlık döneminde çok sayıda soru çözmeye gayret edin.
31- Test çözerken ezberden kaçının. Soruları anlayarak ve yorumlayarak çözmeye çalışın.
32- Hazırladığınız programa uyduğunuz taktirde kendinize kesinlikle güvenin. Çünkü, ÖSS'de ölçülmeye çalışılan bilgi düzeyinizi en verimli şekilde kullanabilmeniz için kendinize güven duymanız, rahat hissetmeniz ve zihninizin açık olması son derece önemlidir.
33- Soru çözümünden sonra yanlış yaptığınız, boş bıraktığınız soruları inceleyerek hatanın bilgi eksikliğinden mi, yanlış bilgiden mi yoksa dikkatsizlikten mi kaynaklandığını tespit ederek çalışmalarınıza yön veriniz.
34- Öncüllü sorularda;
a) Ortak bir yargı mı var?
b) Her öncülün seçeneklerde bir karşılığı mı var?
Bu tip sorularda, soru köküne dikkat ediniz.
35- Paragraf sorularını iki açıdan değerlendirebiliriz:
a) cevabı paragrafta bulunan sorular; en kolay soru tipidir. Paragraf dikkatle incelendiğinde çözülmemesi imkansız denilebilir.
b) Sadece ön bilgi amacıyla verilip bizlerden yorum istenen sorular; bu sorularda paragrafla seçenek arasında bağlantı kurulması gerekmekte ve yorum gücümüz zorlanmaktadır.
| Çalışma Sürecinde Etkili Zaman Kullanımı |
Geri getirilmesi olanaksız olan tek şey zamandır. Zaman hızlı ve coşkun akan bir ırmağa benzer. azı insanlar zamanı planlı kullanırken, bazıları cömertçe harcar.Sınavlarda başarılı olan adaylarla başarılı olamayan adaylar arasında ki en temel fark zaman kullanımıdır. Zamanın senin dışında akması, onu kontrol edebilmenin önünde engel değil. Kendinde ve hayatında yapacağın birkaç küçük değişiklik, zamanı yönetebilmende ve onu doğru kullanmada yeterli olacaktır.
|
İnsan hayatında şansın ve rastlantının büyük rol oynadığına inanan kişiler vardır. Oysa başarılı insanların, başarılarını şans veya rastlantıyla açıklamak, oldukça yüzeysel ve basit bir yaklaşımdır. Uzaktan şans veya rastlantı gibi görünen bir çok durumun arkasında, kişilerin çabası, özverisi ve problemi çözmek için gösterdikleri yaratıcılık yatmaktadır.
Üniversite sınavına hazırlanmanın, programlı ve ciddi bir çalışma yanında, doğru yönlendirme ve rehberlik gerektirdiğini hepimiz biliyoruz.
Üniversite sınavına hazırlıkta başarısızlık en çok nasıl öğrenileceğinin ve bilinçli olarak hazırlık sürecinin nasıl planlanacağının bilinmemesinden kaynaklanmaktadır.
Öğrenmeye karşı istekli olma ve öğrenme için gerekli yeteneklere sahip olma, öğrenmede başarıyı etkileyen en önemli etmenlerdir. Ancak, bazı yetenekli öğrencilerin yeterince çaba gösterdikleri halde bekledikleri verimi alamamaktan yakındıkları görülmektedir. Bu durum genellikle çalışma yöntemlerini yeterince bilmiyor olmaktan ileri gelmektedir.
Herkesin bildiği gibi, ÖSS'ye hazırlık; gerekli bilgileri öğrenmek, sınav tekniğini geliştirmek, zamanı iyi kullanmak, soruları önce iyi anlayıp sonra doğru çözmek gibi pek çok konuyu kapsar. Başarılı olmak isteyen her öğrenci, bu konulardaki eksikliklerini hızla gidermek zorunluluğundadır.
Başarının Formülü:
Einstein'in başarısından kimsenin kuşkusu yoktur herhalde. Einstein başarıyı şu şekilde formüle ediyor: A= başarı, x= çalışma, y= yerinde ve zamanında davranma, z= dinlence veya eğlence; meşgul olmak kolay, verimli olmak zordur. Hayatınızla ilgili kararları rastlantılara bırakırsanız, çalışmalarınızı ve başarınızı engelleyecek pek çok sebeple karşılaşırsınız. Başarıya ulaşmak için anlama, öğrenme ve hız kazanma çalışmalarını sistematik bir şekilde sürdürmek gerekir. Üniversite sınavlarında şans faktörü % 0'a yakındır. Çünkü, diğer öğrenciler işi şansa bırakmıyor. Planlı ve programlı bir çalışma yürütüyor. Planlı ve programlı bir çalışma yürüten öğrenci varken sizin işi şansa bırakmanız, erkenden havlu atmak olacaktır.
Planlı çalışma, nereye ve nasıl gideceğinizi mantıklı bir biçimde, önceden kararlaştırmaktır. Öğrencinin geçerli ve verimli bir program hazırlayabilmesi için öncelikle günlük yaşantısında yer alan olayları ve zaman kaybına yol açan nedenleri belirlemesi gerekmektedir.
Herhangi bir bilgiyi zihne kazandırmanın en etkili yolu, konuyu bütünüyle kavramaya yönelik çalışmaktır. Böylece eldeki metin veya konu bir bakışta kavranır ve daha kolay hatırlanır.
Öğrenmeyi veya öğrenmemeyi belirleyen 3 önemli etken vardır:
Çalışmak + tekrar Sınamak +Dinlemek
Çalışmayı kısa süreli dinlenme aralarıyla sürdürmek, hem öğrenilenlerin sindirilmesi hem de zihnin kendini toparlaması açısından son derece yararlıdır.
DERS NASIL ÇALIŞILIR?
Beden dimdik, tetikte ve aktiftir. Saçma ve önemsiz şeyleri bir kenara bırakarak, düşüncenizi önemli konular üzerinde yoğunlaştırırsanız,
Öğrenci ders ayrımı yapmaz, "ayrımlar"ı anlamaya çalışırsanız,
Çalışmanızı, öğrendiklerinizi sindirmek için aralıklı olarak sürdürürseniz,
Düşüncenizi, sadece çalıştığınız ders ve konu üzerinde yoğunlaştırmaya gayret ederseniz,
Konuyu daha iyi kavramak amacıyla yardımcı unsurlardan (çizimler, şekiller) yararlanırsanız,
Konuyu bir bütünlük içerisinde kavramaya çalışırsanız,
Anlamları belirlemek için zaman zaman, çalıştığınız konulara dönüp bakarak pekiştirme yaparsanız, verimli ders çalışmış olursunuz.
Not tutmanın amacı, öğrenmenin en büyük düşmanı olan unutmayı önlemektir. Not, ders sırasında tutulduysa ilk tekrar, tutulan notların gözden geçirilmesi şeklinde olmalıdır. Daha sonraki tekrarlar, hiçbir yere bakmadan hatırda kalanların, başka bir sayfaya yazılması ve daha sonra esas notlarla karşılaştırılarak eksiklerin giderilmesi şeklinde olmalıdır.
Ders dinleme becerilerini geliştiren öğrenciler, not tutarak veya anlaşılmayan konuyu anında öğretmene sorarak, derse aktif şekilde katılırlar. "Eğer hayatınızda hiç başarısızlık yoksa, hiç risk almıyorsunuz demektir."
VERİMLİ ÇALIŞMAYI ENGELLEYEN TUZAKLAR
Gözlerinizi yapmadıklarınıza çevirmek,
Müzik eşliğinde çalışmak,
Zorlanılan derslerin dışlanması,
Aşırı kaygı (güvensizlik),
Yatarak (uzanarak) çalışmak,
Çalışma anında hayallere dalmak,
Uzayıp giden telefon konuşmaları,
Motivasyon noksanlığı, isteksizlik,
Günlük ayrıntılara boğulmak,
Çalışmayı tamamlamadan bırakmak,
Arkadaşlara "hayır" diyememek,
Televizyona takılıp kalmak,
Dersler, konular hakkında yetersiz bilgi sahibi olmak,
Düzenli tekrarlar yapmamak,
Plansız, programsız çalışmak,
Kendinizi başkalarıyla kıyaslamak,
Zamanı denetleyememek,
Çevrenin beklentisinin yüksek olması,
Sınav bilgi ve tekniklerini yeterince bilememek,
Çalışma anında uygun dinlenme aralıklarını verememek,
Yanlışlardan ders alamamak, eksikleri giderememek.
Uyku sırasında hatırlama mekanizması daha az rahatsız edilmektedir. Öğrendiklerimizi, uykuda daha yavaş; uyanıkken daha hızlı unuturuz. Eğer bir konuyu kalıcı olarak öğrenmek istiyorsanız, uyumaya gitmeden önce küçük bir tekrar yapmanızda büyük fayda vardır.
DERS PROGRAMI NASIL YAPILIR ?
Ders programınızı 3 aşamada hazırlayabilirsiniz.
1. Aşama: Her ders için çalışmanız gereken konuları saptayınız. Örneğin; Matematik : A-B-C-D-E Geometri : A-B-C Türkçe : A-B-C-D-E-F-G gibi
2. Aşama: Çalışmanız gereken dersleri ve konuları, haftanın günlerine bölerek yerleştiriniz. Örneğin;
| Pazartesi | Matematik ( A-B-C ) | Coğrafya ( A-B ) |
| Salı | Geometri ( A-B ) | Tarih ( A-B ) |
| Çarşamba | Matematik ( D-E ) | Türkçe ( A-B ) |
| Perşembe | Fizik ( A-B ) | Felsefe ( A-B-C-D-E ) |
| Cuma | Kimya ( A-B ) | Türkçe ( C-D ) |
| Cumartesi | Geometri ( C-D ) | Sözel Genel Tekrar ( Test tekrar ) |
| Pazar | Biyoloji ( A-B ) | Sayısal Genel Tekrar ( Test tekrar ) |
3.Aşama: Okuldan geliş saati ile uykuya yatış saati arasında kalan çalışma sürenizi hesaplayınız.
Örneğin: 13.00------------------------------- 23.00
Bir gün boyunca yemek, dinlenme, okul işleri, varsa hobileriniz ve spor, müzik,...
Belirlediğiniz konular bitinceye kadar çalışabilirsiniz.
- Sınav sırasında çok aşırı heycanlanıp, bildiğiniz ve çok iyi çalışmış olduğunuz halde, sınav heyecanı yüzünden başarısız oluyorsanız
- Sınav sırasında midenizde, karın bölgenizde gerilme ya da rahatsızlık oluyorsa, soğuk terleme, ve baş ağrıları çekiyor, sınavdan bir önceki gece uyuyamıyorsanız
- Sınav sırasında zihninizin donduğunu, bulanıklaştığını ve tam olarak düşünemediğinizi hissediyorsanız
- Sınav sırasında, daha önce öğrenmiş olduğunuz ve hatırladığınız şeyleri hatırlayamıyorsanız
- Sınavlarda soruları fazlaca analiz edip, karmaşık ve zor gibi görüyorsanız ama aslında basit olan cevapları kaçırıyorsanız
- Sınavda, dikkatsizlik yüzünden çok sayıda hata yapıyorsanız
- Hiç beklemediğiniz halde bir sınav sonrasında çok kötü not aldıysanız
- Çok fazla ve dikkatli çalıştığınız halde sınavlardan kötü not alıyor ve bu sebeple bir öğrenci olarak kendinize güveninizi kaybedip, başarısız hissediyorsanız
- Sınav zamanları size kabus gibi geliyorsa
Yukarıda yazılanlardan bir çoğuna evet diyorsanız, sınav kaygısı yaşıyor olabilirsiniz.
Aslında pek çok insan sınavlarda heyecanlanır. Bir miktar kaygı aslında iyidir, performansınızı arttırır ve sizi iyi motive eder. Ancak pek çok üniversite öğrencisi, sadece sınav kaygısı yaşadığı için akademik başarısı düşüyor ve bu da öğrenciyi genel olarak olumsuz etkiliyor. Eğer siz de sınav kaygısı yaşadığınızı düşünüyorsanız, aşağıda bu kaygı ile başaçıkmak için kullanabileceğiniz bazı yöntemleri bulabilirsiniz.
SINAV KAYGISI İLE BAŞA ÇIKMA
SINAVDAN ÖNCE
- Hazırlanın, sınava tam çalışmış olarak girin
- Spor yapın
- Sınavdan önceki gece iyi uyuyun
- Sınava kendinize güvenerek girin. Sınavları, ne kadar çalıştığınızı ve çalışmalarınız karşısında elde edeceğiniz başarıyı gösteren bir fırsat olarak değerlendirin.
- Aç karnına sınava girmeyin. Taze sebze ve meyveler stresi azaltır, kolalı içecekler, çikolata, yumurta, kırmızı et, şeker ve çok baharatlı yiyecekler stresi arttırır.
- Sınava acele içinde girmeyin. Sınav öncesi yapmanız gereken şeyler varsa onları yapın Sınav yerine biraz erken gidin
- Sınavdan hemen önce gevşemeye çalışın
- Son ana kadar asla ders çalışmayın
SINAV SIRASINDA
- Soruları dikkatlice okuyun.
- Zamanınızı ayarlayın.
- Zaman zaman duruşunuzu, oturma pozisyonunuzu değiştirin, bu sizi rahatlatacaktır.
- Çok heyecanlanıp aklınıza bir sorunun cevabı gelmediğinde o soruyu geçin.
- Sınıf arkadaşlarınız sınavlarını erkenden bitirip çıkmaya başladığında panik olmayın. Unutmayın erken bitirenlere fazla puan verilmiyor.
SINAV SIRASINDA SAKİN KALMAK İÇİN NELER YAPABİLİRİM?
SINAVA İYİ HAZIRLANIN
Günü gününe ders çalışın. Eğer bunu, bir sınav için yapamadıysanız paniklemeyin, ümidinizi kaybetmeyin. Sınava uykusuz girmeyin. Sınavdan en az 1 saat önce çalışmayı bırakın.
SINAV YERİ VE ZAMANINI ÖNCEDEN ÖĞRENİN
Sınava yanınızda getirmeniz gerekenleri de öğrenip, zamanında sınav yerine gidin.
SINAV HAKKINDA KONUŞMAYIN
Sınavdan hemen önce, sınıf arkadaşlarınızla, sınav hakkında konuşmayın. Bu bütün grubu olumsuz etkileyip kaygınızı arttırabilir.
SINAVI PLANLAYIN
Sınav sorularına bir göz atıp kendinize bir plan yapın. Nereden başlayacağınızı, hangi soruya ne kadar zaman ayıracağınızı belirleyin.
AÇIKLAMA İSTEYİN
Eğer sınavda anlayamadığınız bir yer varsa, sınavı veren kişiden açıklama isteyin.
SINAVA KARŞI GERÇEKÇİ BİR TUTUM GELİŞTİRİN
Sınava elinizden gelenin en iyisini yapabileceğinizi düşünerek, ama aynı zamanda da sınırlarınızı kabul edip gerçekçi bir şekilde yaklaşın. Bilginizi sonuna kadar kullanmaya çalışın ancak, bilmediğiniz ya da hatırlayamadığınız sorularda kendinizi suçlamayın.
HAREKET KAYGIYI AZALTIR
Eğer aklınıza, yapmaya çalıştığınız soru ile ilgili hiçbirşey gelmiyorsa, başka bir soruya ya da bölüme geçin.
FİZİKSEL OLARAK RAHAT OLUN
Sınavda artık düşünemediğinizi ya da çok gergin olduğunuzu farkederseniz, sınav kağıdını bir kenara koyun ve arka arkaya derin nefes alın. Bu sırada sadece derin nefes alıp vermeye konsantre olun.
SADECE SINAVA ODAKLANIN
Başkalarına ya da kendinize dikkatinizi vermeyin. Zamanınızı, kaygılanarak, şüpheye düşerek, kendinizi suçlayarak geçirmeyin. "Ne yapabilirdim?" diye değil, "Şu anda ne yapabilirim?" diye düşünün.
Eğer kendinizde sınav kaygısı olduğunu düşünüyorsanız ve bu konuda yardım almak isterseniz, Öğrenci Gelişim ve Danışma Merkezi uzmanlarına başvurabilirsiniz.
| MESLEK SEÇİMİNDE GÖZETİLECEK HUSUSLAR |
Ortaöğretimini bitiren ve yükseköğrenim görmek üzere hazırlanan gençlerden bazılarının, yükseköğretim programları hakkında yeterli bilgi sahibi olmadıkları ve bu nedenle tercih ettikleri programları belirlemede ve sıraya koymada güçlük çektikleri gözlenmektedir. Bazı adaylar ilk birkaç tercihlerini bilinçli olarak yazmakta, diğerlerini başkalarının öneri ve telkinlerine göre belirlemekte ve sıralamaktadırlar. Bu adaylar, hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıkları fakat tercih listesinde yer verdikleri bir programa yerleştikleri zaman "istemediğim bir programa girmek zorunda kaldım" şeklinde yakınmaktadırlar. Murat 27 yaşında: Gülay, 24 yaşında: Meslek seçimi, bireyin hayatında verdiği en önemli kararlardan biridir, çünkü bireyin hayatının üçte biri mesleki etkinlikleri içermektedir. Meslek, sadece bir para kazanma, geçim sağlama yolu değil, belki bunlardan da önemlisi bireyin kendini ifade etme, kendini gerçekleştirme yoludur. Sözel ve sayısal düşünme yeteneklerine ilişkin ortak puan genelde, okul başarısını yani genel akademik başarıyı ölçmede isabetli olabilmektedir. Ancak, kimi mesleklerde ya da öğrenciyi bu mesleklere hazırlayan programlarda başarılı olunup olunamayacağını kestirebilmek için, özel yeteneklerin bilinmesine gerek duyulmaktadır. Özel yetenek, belli bir zihinsel veya fiziksel faaliyeti öğrenebilme kapasitesidir. Gelin önce hayal kuralım. Çünkü sonra hayallerinizi gerçekçi amaçlara dönüştürmeye başlayacağız. Gözleriniz kapatın ve kendinizi ilerde olabilecek tipik bir iş gününüzde hayal edin. |
| DERS ÇALIŞMA PROGRAMI HAZIRLAMA | |
|
| DERS ÇALIŞMA PROGRAMI HAZIRLAMA | |
|
Göz açıp kapayana kadar geçer demiştik ya baştan... Ne de çabuk geçti zaman, değil mi? Sınavın yaklaştığı fikri iyiden iyiye bizi sarmaya başladı bile...
Öncelikle panik olmamak gerekiyor. Hele bıkkınlık hissedip dizginleri elden bırakmak hiç yok! Çünkü belki de en fazla bu zamanlarda ihtiyacın olacak istikrarlı olmaya... Biliyorsun, istikrardır başarıyı getiren...
Telaş yapmak yerine kendimize özgü taktikler geliştirerek hem iyi hazırlanmalı hem de sakin tavrımızdan ödün vermemeliyiz. Çünkü telaş içine girmek kontrolün sende olmasını engelleyecektir. Peki ne yapacaksın bu kısa zaman içinde? Bir de eksik konuların varsa? Dur dur seni telaşlandırmaya çalışmıyoruz...
Öncelikle sakinliğini elden bırakmayıp bir düşünmelisin. Kalan zamanını parçalara bölerek işe başla mesela... Sonuçta geçmiş iyi ya da kötü yaşanmış ve bitmiştir...
Geçmişle uğraşıp hiçbir şey değiştiremeyeceğimize göre geleceğimizle ilgilenerek, mevcut zamanını çok iyi kullanarak kendi lehine çevirmelisin. Önceliklerin olmalı! Hadi şimdi senin önceliğinin derslerinde başarılı olmak ve bunun için de ilerlemek olduğunu kabul edelim. İlerlemek için ne yapmalı?
Bilmediğin ya da eksik olan konulara veya derslere öncelik vermeli, bir yandan da bildiğin konuları tekrarlamayı ihmal etmemelisin...
Sen her ne kadar tüm bunların farkında da olsan sınav telaşına girmen senin için bir tuzak olacaktır. Bu yüzden her ne kadar ihtiyacın olan bilgi de olsa yeterli bilgiyi edinmekle birlikte fiziksel olarak da sınava hazırlanman gerekir. Bu ne demek peki?
Dengeli beslenmen, uyku düzenini sağlaman, belli düzeyde fiziksel egzersizler yapman, sınav öncesi kendini iyi hissetmene yardımcı olacaktır...
Düzenli olarak yapacağın fiziksel egzersizle vücudundaki gerilimden kurtulursun! Bir düşün! Gevşediğin zamanlarda motivasyonunu ve dikkatini yoğunlaştırmada bir sorun yaşamazsın...
Hatta üretkenliğin ve enerjin de artar! Aslında esas olan senin hiçbir zaman içindeki çalışma ya da başarma azmini kaybetmeyip hedeflerinden uzaklaşmamandır. Unutma! Hedeflerindir seni hayal ettiğin noktaya taşıyacak olan...
Yeter ki başarabileceğine olan inancını kaybetme!
Gözlerinizi öğretmeninizden ayırmamaya özen gösteriniz.
Konu ile ilgili çok soru sorunuz.
Uygun şekilde oturarak dinleyiniz.
Daha zinde ve daha aktif bir ders dinleyebilmek için ön hazırlık yaparak derse geliniz.
Anlatılan her şeyin sonunu bekleyerek ana fikri bulmaya çalışınız.
Kitabımzdaki konu anlatımı ile ilgili önemli bölümlerde kısaltma ve semboller kullanarak hatırlamanızı kolaylaştırınız.
Şekil ve grafiklerden yararlanınız.
Öğretmen tarafından birkaç kez vurgulanan yerlere dikkat ediniz.
Anlatılan konu ile ilgili tartışmalara katılmaktan çekinmeyiniz.
Olumsuz Dinleme
Anlatılan konuya ilgi göstermemeniz ya da önemsememeniz,
Öğretmene karşı olumsuz tutum geliştirmeniz,
Dinliyormuş gibi yapmanız,
Anlatılan her şeyi not tutmaya çalışmanız,
"Ben bu konuyu biliyorum." düşüncesinde olmanız, İyi bir dinleyici olmadığınızın işaretidir.
Etkin Dinleme İle İlgili Pratik Yöntemler
İFİKANİ = İleriye bak => Öğretmenin anlattığı konudan yola çıkarak konunun gidişatını tahmin etmek.
F = Fikirler => Önemli fikirlere dikkat etmek.
İ = İşaretler => İpuçlarını değerlendirmek.
K= Katıl => Aktif ve katılımcı olmak.
A= Araştır => Konuyla ilgili düşüncelerinizi başkalarıyla paylaşmak ve soru sormak.
N = Not tut => Öğrenilenleri kısa ve anlamlı şekilde sembolleştirmek.
|
some more text here
some text
here
some more text here
some text
here
some more text here
