Ziraat Bölümü

Türkiyede Tütün Politikaları

Tütün Amerika’nın keşfinden 150 sene, Avrupa’da tanınmasından da yaklaşık olarak 50 sene sonra 1601-1603 yılları arasında ülkemize girerek kullanılmaya başlanır.Önceleri sadece yabancı memleketlerden yapılan tütün...
+ Devamı

Hassas Ekici Sistemler

Ekim işleminde tohumların sıralar arası ve üzerinde düzgün bir şekilde dağıtımı,ekici sistemlerin başarısı yönünden önemlidir(Vatandaş ve Gürhan, 1992).Tarlada yeknesak bir bitki dağılımı iyi bir tarla hazırlığını ve...
+ Devamı

Bitkisel Silah Jojoba

M. O 6. yüzyılın başlarında Asyalılar savaş silahlarının uç kısımlarını çavdara batırırlardı. Aynı şekilde Kızılderililer de düş¬manlarına karşı, uçlarına zehirli bitkiler sürülmüş mızrak ve ok kullanırlardı....
+ Devamı

Tarımsal Krediler Ve Bayburt Ve Konya İllerinde Tarımsal Kredilerden Yararlanma Durumu

Tarımda sermaye, üretimde kullanılan, tabi unsur ( arazi ve işgücü) haricinde kalan bütün malları ( makine ve ekipman, binalar, hayvanlar ve para)ifade eder (Aksöz,1972).Sermaye üretim faktörlerinin en önemlilerinden biridir....
+ Devamı

Hıyar Yetiştiriciliği

Ülkemizde örtüaltı yani alçak plastik tünel + sera olarak hıyar üretimi 35 bin dekarın üzerindedir. Bu alandan alınan ürün 670 bin ton civarındadır. Sadece sera alanı ise yaklaşık 30 bin dekardır. Hıyar üre¬timinin % 30'u cam,...
+ Devamı

Deli Dana Hastalığı

Deli dana hastalığı bovine spongioforme deli dana hastalığı bovine spongioforme encephalopathie : İngiltere de 10 yıl önce patlak veren ve sığır etinden insanlara da geçebileceği kabul edilen Deli Dana hastalığının başlıca...
+ Devamı

Ekoloji

Ekoloji terimi ilk olarak 1867 yılında Alman biyoloji uzmanı Ernest Heckel tarafından kullanılmıştır. Sözcük anlamı ev ve konut bilimi olarak ifade edilmiştir. Ekoloji çeşitli türdeki canlıların çevreleri ile uyumlu olarak nasıl...
+ Devamı

Avrupa Birliği Ortak Tarım Politikası

Üye ülkeler, AB’nin kurulduğu yıllarda tarımda ulusal politikalar uygulamak yerine ortak politikalar oluşturmayı tercih etmişlerdir.Bu tercihte:- İkinci Dünya savaşı sırasında Avrupa’da yaşanan kıtlık dolayısıyla gıda...
+ Devamı

Dekar Kapalı Sera Alanı İçerisinde Hıyar Yetiştiriciliği Projesi

Ülkemizde örtü altı yani alçak plastik tünel + sera olarak hıyar üretimi 35 bin dekarın üzerindedir. Bu alandan alınan ürün 670 bin ton civarındadır. Sadece sera alanı ise yaklaşık 30 bin dekardır. Hıyar üre¬timinin % 30'u cam,...
+ Devamı

Çayların Sınıflandırılması

Çay sınıflandırılması karıştırılan ve yanlış anlaşılan konulardan biridir. Çayların sınıflandırılması dünya çapında standardize edilmemiştir ve sınıflar orijine  göre farklılık gösterebilmektedir.  Ayrıca bir...
+ Devamı

Şifalı Bitkiler

Şifalı bitkileri doğadan kendisi toplamak isteyen kişinin en azından, temel botanik bilgilerine sahip olması gerekir. Bu bilgilere sahip olup olmadığını kişinin kendisi de saptayabilir. Bunun için kendine şu soruları...
+ Devamı

Pamuk Ve Viskonun Yapısı

I)Seloloza  asit etkisi : Selüloz , organik asitlere dayanıklıdır. Yalnız derişik sülfirik asit ( H2SO4) hidroklorikasit ( HCI ) , ve nitrik asit     (HNO3) te çözünür. Yani pamukta boyama işlemi sırasında pH ın düşürülmesi...
+ Devamı

Dünyayı Korkutan Bulaşıcı Sarbon

Yazili ve görsel basinda yer alan haberlere göre, ABD'de 25 yil sonra ilk kez, biri ölümle sonuçlanmak üzere, iki insanda sarbon hastaligi saptanmistir. Bu dünyanin içinde bulundugu kosullar nedeniyle "biyoterörizm" ve "biyolojik savas"i...
+ Devamı

Jojaba

Anavatanı, ABD'nin Arizona ve Kaliforniya Eyaletleri İle Meksika'nın "Sonara" Çölü'dür.İlk Olarak 1789 Yılında İtalyan Rahip Clavijero Tarafından  Tanımlanmıştır.Clavijero; Kaliforniya ve Sonora Çölü yerlilerinin, deri kanseri ve...
+ Devamı

Gül Yetiştiriciliği

Gülün tarihi insanlık tarihi kadar eskidir. Eski Çin belgelerinde gül çiçeğinin hoş kokusundan bahsedilmiştir. Ülkemizde ise gül ilk defa 1870 yılında bir göçmen tarafından getirilip Bursa, Denizli, Manisa yörelerine dikilmiştir....
+ Devamı

Deli Dana Hastalığı

BSE sığırlarda merkezi sinir sistemi bulguları ile seyreden ve her zaman ölümle sonuçlanan, uzun seyirli, beyin dokusunda iltihabi olmayan erimelerle karakterize bir hastalıktır. İnsan ve diğer hayvan türlerinde de bu grupdan...
+ Devamı

Pamuk Hakkında

Endüstri bitkileri içinde lif ve yağ bitkilerinin her ikisine de  giren pamuk, bir çok sanayinin temel hammaddesini karşılayan önemli bir bitkidir. Lifi ile tekstil sanayinin, çekirdeğinden elde edilen pamuk yağı ile bitkisel yağ...
+ Devamı

Türkiyede Tarım Kesimine Yönelik Politikalar

Ülkemizde uzun yıllardan beri en yaygın olarak başvurulan destekleme modelidir. Bu tür destekleme yöntemleriyle; hükümetler hangi ürünleri hangi fiyattan satın alacağını belirleyerek alım yapacak kuruluşu...
+ Devamı

Özel İhtisas Komisyonlarının Gözüyle Türkiyede Tarımsal Yapılanma İzlenen Politikalar Eksiklikler Ve Yapılması Gerekenler

Dünya üzerindeki her ülkenin kendi je-opolitik ve stratejik konumu, sahip olduğu işgücü ve vasıflı-vasıfsız eleman kapasitesi, yabancı ülkelerle arasında bulunan ticari ve ekonmik ilişkiler, yeraltı ve yerüstü kay-nakları ve...
+ Devamı

Türkiyede Tarım Alanlarının Azalması

Hızlı nüfus artışın beraberinde getirmiş olduğu kentleşmeyle birlikte her geçen gün tarım alanları azalmakta ve kişi başına düşen tarım ürünü miktarında düşüş olmaktadır. Geçmişte tarımsal ürün bakımdan kendi...
+ Devamı

( 1 - KULLANICI DEGERi )
Hızlı nüfus artışın beraberinde getirmiş olduğu kentleşmeyle birlikte her geçen gün tarım alanları azalmakta ve kişi başına düşen tarım ürünü miktarında düşüş olmaktadır. Geçmişte tarımsal ürün bakımdan kendi kendine yeten ülke konumunda olan Türkiye şimdi birçok ülkeden tarımsal ürün ithal etmektedir. Bunun en önemli sebeplerinden biri ekonomik olarak önemli bitkilerde zararlı böcekler ile mücadelenin bilinçli ve tam bir şekilde yapılamamasıdır. Ülkemizde bitkilerin korunması daha çok kimyasal insektisidler kullanılarak yapılmaktadır. Kimyasal insektisidler kullanılırken bunların bir çok yan etkileri ortaya çıkmaktadır. Birçok yönden bazı canlı gruplarına ciddi zararlar vermektedirler. Zirai mücadele ilaçlarından bugün için vazgeçilememesinin nedeni, bu ilaçlara alternatif bir mücadele yönteminin tam anlamıyla geliştirilememesidir. Kimyasal mücadelenin dışındaki mücadele metotlarının yeteri kadar geliştirilememesinden ve geliştirilen metotların zararlı, pahalı ve ilkel olmasından dolayı zirai mücadele ilaçlarının uygulanmasının daha uzun yıllar devam edeceği düşünülmektedir. Bununla birlikte, tüm dünyada kimyasal ilaçların yerini gelecekte biyolojik mücadele olarak bilinen bir yöntemin alacağı tartışılmaktadır.
Günümüzde, 1165 mikroorganizma böceklerle bağlantılı olarak bulunmuştur. Her ay yeni organizmalar izole edilmekte ve tanımlanmaktadır. Bunların bir çoğu patojendir. Toplam 1165 mikroorganizmanın bakteriler 90 tür ve varyetesini, virüs ve riketsialar 260 türünü, mantarlar 460 türünü ve nematodlar 100 türünü kapsamaktadır. Zararlıların kontrolü için mikroorganizmaların en pratik kullanımı onların suni ortamlarda kültürlerinin hazırlanmasını ve daha sonra uygun bir yerde ve zamanda çevreye dengeli miktarlarda sunulmasını içerir. Kullanılan mikroorganizmalar zararlıya özgü olduğu için yalnızca o canlıyı etkiler. Biyolojik kontrolün büyük bir avantajı kimyasal kontrol yöntemleriyle bağlantılı birçok problemi ortadan kaldırmasıdır. Kimyasal mücadelede kullanılan insektisidler hedef zararlının dışındaki alanlara dağılarak çiçekler arasında tozlaşmayı sağlayan, faydalı böceklerin ve bal arılarının ölümüne neden olmaktadırlar. Doğrudan yada besin zinciri aracılığı ile insanlara ulaşarak akut ve kronik zehirlenmelere neden olmakta, buna bağlı olarak da gelecek nesilleri tehdit etmektedir. Tarım alanlarında kullanılan kimyasal insektisidler yağmur sularıyla derelere, göllere ve denizlere taşınarak balık türlerini ve diğer su ürünlerini etkilemektedir. Kullandıkları alandaki bitkilerin çimlenmesi, vejöatasyonu ve üremesi üzerinde de olumsuz etkilere neden olmaktadırlar. Ayrıca bu insektisidlerin kullandığı alanlardaki zararlı böcekler kullanılan insektiside ve kullanılmadığı halde diğer insektisidlere karşı mukavemet geliştirmektedirler. Dolayısıyla bir süre sonra kullanılan insektisidler etkisiz kalmaktadır. Kimyasalların bu olumsuz etkilerine karşılık biyolojik mücadelede kullanılan ajanlar çevreyi çok az şekilde etkilemektedirler. Örneğin baculovirüsler sadece böceklerde hastalık yapan, omurgalılarda hastalık oluşturmayan etkili bir biyolojik mücadele ajanlarıdırlar. Bacillus thuringiensis çoğunlukla Lepidoptera grubu böcekler üzerine etkili olan bir bakteridir. Dolayısıyla bu ajanlar sadece kullandıkları alandaki zararlı böcekleri etkilerler. Kimyasallar gibi ortamda birikip toksisite oluşturmazlar. Bir çoğu, insanlar üzerinde patojen olmadığı için insanlara zarar vermez. Herşeyden önemlisi çevreyi kirletmezler. Bu nedenle biyolojik kontrol, kimyasal insektisidler ile karşılaştırıldığında ekolojik dengeyi bozmayan alternatif bir mücadele yöntemidir.
Tamamına erişebilmek için Kayıtlı Üye olup Giriş yapmalısınız

Dosyalar - Ziraat