| Nietzsche1844 – 1900 yılları arasında yaşamış olan Alman filozofu Nietzsche, akademik olmaktan çok, edebi bir filozoftu. Ontoloji ve epistemolojide yeni teknik kuramlar bulmuş değildi. Onun önemi, ahlak alanında ve tarihsel eleştirici... + Devamı | TÜRKİYE’DE KADIN HAREKETİNİN TARİHİKadın hareketi tarihi modern dünyanın tarihiyle yakın bir ilişki içindedir. Gelişmiş ülkelerde kadınların lehine seyreden kadın tarihi ile modernleşmenin gelişmesi arasında doğrusal bir ilişki bulunmaktadır. Batıda sanayi... + Devamı | Sosyal Etki ve Uyma DavranışıEtrafımıza dikkatlice baktığımızda insanların hem birbirinden çok farklı, hem de birbirlerine çok benzemekte olduklarını görürüz. Bir kişinin bünyesinde toplanan eğilimler, tutumlar ve davranışlar o kişiye has bir görünüme... + Devamı |
| WHAT'S CHARISMACharisma is often used to refer to individuals who have the “gift of grace.” A unique quality, charisma sets certain individuals above ordinary mortal so they are recognized as having exceptional powers. Found in everyday people and leaders of... + Devamı | Kolay Ve İyi Öğrenme Teknikleri*Hem ‘kolay’ öğrenebilir, hem de ‘yine, yine, yine çalışırsanız’, muazzam başarılar elde edersiniz. Hatta geceleri ikiye, bire indirebilir arta kalan zamanlarda başka konuları ele alma fırsatı bulursunuz.* “Alın teriyle... + Devamı | SokratesBu barışcı adam, barış zamanlarında da diyalogları aracılığıyla savaşmayı sürdürmüş, sorduğu sorularla herkesi rahatsız etmiştir. Hatta pek çok kişi, kendi cahilliklerini ortaya çıkaran bu adama tekme-tokat saldırmıştır.... + Devamı |
| Gücün Doğası Ve OtoriteBu bölüm güç ve otoritenin tamamlayıcı parçalarıyla, bunların bir karar vericiye yardımcı olabilmek için nasıl bir araya gelebileceklerini incelemektedir.OTORİTE “Otorite” kelimesi akıllara muhtemelen... + Devamı | Eleştirel Sosyolojinin Temel KavramlarıEleştirel kuram ,Marksçı teorinin durumundan,özellikle bu kuramın ekonomik determinizme eğiliminden rahatsız olan bir grup Alman yeni Marksistlerin ürünüdür. Frankfurt Okulu ismini,Almanya’da 1923’te kurulmuş olan Frankfurt Toplumsal... + Devamı | Meslek Olarak SiyasetMeslek Olarak Siyaset Siyaset Nedir? Sosyolojik bağlamda devlet fiziksel güç ve şiddet kullanıma sahip otoritedir. Burada şiddet kullanımı devlete özgü bir araçtır. Devlet, belli bir arazi içinde, fiziksel şiddetin meşru... + Devamı |
| Türkiyede azınlıkların hukuki statüsüÖdevin ilk bölümünde, genel olarak azınlık kavramı ve azınlık olmayı belirleyen unsurlar üzerinde durulmuş ve bu çerçevede Lozan Antlaşması ve Türkiye’de azınlık kavramına verilen anlama değinilmiştir. Daha sonraki bölümde... + Devamı | Postmodernizm Mimari Yapı Ve Eğitim“Bir aşamada yapısalcılık–sonrasıyla(post-strüktüralizm), post-endüstriyalizm ile ve bütün bir “yeni fikirler” cephaneliğiyle bağıntılı görünen postmodernizm, gittikçe artan ölçüde, bir takım yeni duygu ve... + Devamı | Domestikasyon İnsanoğlu, yaklaşık iki milyon yıl boyunca toplayıcılık, sürü besleyiciliği ve avcılık yaparak yaşamını sürdürdü. Beslenme gereksinimi, insana gıdasını elde edecek araçlar, fikirler geliştirmek zorunluluğu doğurur.... + Devamı |
| Enerji TasarrufuEnerjinin insan hareketinde, insanın günlük yaşantısında çok büyük bir yer tuttuğu muhakkaktır. Bu önemli ihtiyacın bilinçsiz kullanılması, insan geleceğine bir çok olumsuz etkiyi de beraberinde getirecektir. Enerjinin gereği... + Devamı | Nietzsche HayatıHAYATI Friedrich Wilhelm Nietzsche 18 Ekim 1844’te[1] doğmuştur. Babası Karl Ludwig Protestan Kilisesinde papazdı. Doğumu Prusya Kralı 4.Friedrich Wilhelm’in doğum gününe rastladığı için adı Friedrich Wilhelm koyulmuştur.... + Devamı | Yetişkinlik KuramlarıERİKSON’UN KURAMI Erikson’un bu kuramı onun klinik gözlemlerine ve kuramsal psikolojisine dayanır. Ancak bu kuram, yetişkinlik konusunda bugüne kadar ileri sürülmüş en kapsamlı açıklamayı içerir. Bunun sebebi de insanın yaşamı... + Devamı |
| Kent SosyolojisiARAŞTIRMA ALANININ TANITIMI Coğrafi KonumAydın, Doğu Avrupa, orta Asya ve orta Doğu üçgeninin tam ortasında yer alan, Türkiye’nin tarım, sanayi, iç ve dış ticaret ile turizm faaliyetlerinin bir arada bulunduğu, ekonomisi en... + Devamı | Bilime Ve Barışa Adanmış Bir Ömür Einstein Bilime Ve Barışa Adanmış Bir Ömür: Einstein (1879-1955) Einstein, "evrenin en anlaşılmaz özelliği, anlaşılabilir olmasıdır" demişti. Ama o, evreni anlaşılmaz özellikleriyle gözümüzün önüne seriverdi. Anladım... + Devamı | Avrupa Birliği Üyeleri Nasıl Bir Örgüt Modeli İstiyorlarBu ödevde Avrupa Birliği'ne ilişkin kurultayda ele alınacak temel konular hakkında 15 üye ülkenin görüşleri üzerinde durulacak ve bu görüşlerden hareketle her bir üye tarafından nasıl bir AB modeli önerildiği konusunda saptama... + Devamı |
| Türkiyede Solun Sınavı27 Mart 1994 yerel seçimleri Türk solunun yenilgisiyle sonuçlanmýþtý. Bu, Türk solunun 1980 sonrasý dönemde aldýðý ilk yenilgi deðildi. 1980 sonrasýnda solda en büyük baþarýyý SHP, yüzde 29 oy oranýyla yerel yönetimlerin... + Devamı | Alkolizm NedirAlkolizm deyince bir çok insanın zihninde, parklarda ispirto şişesine sarılıp sızan ağır alkol bağımlılarıcanlanır.Oysa alkolizm, bireyin beden ve ruh sağlığını, aile, sosyal ve iş uyumunu bozacak derecede sık ve fazla alkol... + Devamı | SOSYAL HİZMETLERDE YENİDEN YAPILANMA VE BİTMEYEN KABUSLAR DİZİSİHayatı dev bir sorun, bir denklem, daha doğrusu kısmen birbirlerine bağlı, kısmen de bağımsız bir denklemler yumağı olarak düşünün… Bu denklemlerin çok karmaşık, sürprizlerle dolu olduklarını ve çoğu zaman ‘köklerini’... + Devamı |
| SosyolojiSosyolojinin gelişmesinin gecikme nedenleri: v Toplumsal olaylara bilimsel yöntemin uygulanamayacağı kasını, v Gelenek,görenek,ön yargı,çıkar gibi nedenlerle yeniliklere ve toplumsal değişmelere direnç gösterme, v Bilimin... + Devamı | MODERNLEŞME (BATILILAŞMA) SÜRECİNDE ULUSAL KİMLİĞİN KÜLTÜREL DÜZLEMDE OLUŞUMU"Bizim musikimiz kendi içinde değişene kadar hayat karşısında vaziyetimiz değişmez sanıyorum. Çünkü onu unutmamız ihtimali yok..."A.H. Tanpınar – HuzurBu epigrafi bir tesadüfler zincirinin başlangıcı oldu. İlk sorumun ortaya... + Devamı | Kadın erkek eşitliğiKadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği savaşın temsili başlangıcı 8 Mart 1857 yılında Amerika'nın New York kentinde tekstil sektöründe çalışan yüzlerce kadının düşük ücretlerini, uzun çalışma... + Devamı |
| Sosyolojik Boyutuyla Televizyon Televizyon… Üçte biri uyku üçte biri iş ve hayat koşuşturmasıyla geçen günlerimizin son üçte birinin rakipsiz talibi. Televizyon artık varlığının farkında bile olmadığımız fakat hayatımızın üçte... + Devamı | Ermeni KimliğiTarihte, "Ermenistan neresidir? nerede başlar? ve nerede biter?" sorularına cevap vermek çok güçtür. ansiklopedik kaynaklarda; Erivan, Gökçegöl, Nahcıvan, Rumiye gölü kuzeyi ve Mako bölgesine, yukarı memleket anlamına gelen Armenia,... + Devamı | Sağlık Sosyolojisi1-) BAZI TEMEL KAVRAMLAR : Sağlık sosyolojisi sosyolojinin bir alt dalıdır. Özellikle batı Avrupa ve A.B.D de çok gelişmiş bir durumdadır. Ancak sağlık sosyolojisinin inceleme konularıyla ilgili birçok alan... + Devamı |
| Post lu tamlamalarTARİHSEL SÜREÇ İÇİNDE POSTMODERNİST SÖYLEM 16.cı yüzyıldan bu yana Kuzeybatı Avrupa'da kendini gösteren ve oradan giderek dünyanın diğer yörelerini de etkileyip, büyük bir dönüşümü belirleyen kapitalizm, 19.cu yüzyılda... + Devamı | Emeklilik Ve UyumEMEKLİLİK VE UYUM Burgess’e göre “emeklilikte kişi rolsüz bir rolü oynamaya başlar”. Emeklilik, bir yandan yaşamın alışılagelen sürekliliğini bozarken, öte yandan kişinin aile ve diğer insanlar arasındaki yerinin ve... + Devamı | Türkiyede Nüfus Artışının, Nedenleri Ve Sonuçları1-TÜRKİYE’DE NÜFUS ARTIŞI Türkiye’nin nüfusu, 1. Dünya Savaşı sırasında 16 milyon dolayındaydı. İstiklâl Savaşı sırasında cephede verilen şehitler, salgın hastalıklar ve savaş ortamının çeşitli... + Devamı |
| Osmanlı Toplumunda AileOSMALI AİLESİNİN TOPLUMSAL ÇERÇEVESİ “Osmanlı Ailesi” çok geniş içerikli bir kavramdır.Bu kavramın içinde her şeyden önce imparatorluğu yöneten “hanedan” vardır .Osmanlı içindeki hukuki... + Devamı | Postmodernizmin Teolojik AnlamıPOSTMODERNİZMİN TEOLOJİK ANLAMI Postmodernizm, şu günlerde akademik çevrelerde oldukça revaçta olan bir terimdir. Bütün bunun gibi terimler ve onlarla ilgili hareketler, çağdaş teolojiyi önemli ölçüde etkileyen... + Devamı | sosyolojik şehir tanımı1. Morfolojik tanımlar: Bu tanımda kentin köyden kütlesi yani gerek toprağın gerekse nüfusun çokluğu bakımından ayrıldığı surlar ve kalelerle çevrilmiş bir yerleşme grubu olduğu doğumların azlığı ya da evlenme oranını... + Devamı |
| Küreselleşme Ve AzınlıklarKÜRESELLEŞME (GLOBALİZASYON) Kitabın başında küreselleşme ile ilgili iki temel görüş ele alınıyor. Bunlar tabi ki taraftar ve karşıt tezler. Birinci teze göre küreselleşme, çağdaşlaşma ve gelişme demektir,önüne... + Devamı | 1990-2004 TÜRKİYE KÜRESELLEŞME LİTERATÜRÜÖZETBu çalışma, küreselleşme üzerine çalışan yerli ve yabancı araştırmacıların çalışmalarını kolaylaştırmak amacıyla, küreselleşme üzerine yapılmış Türkçe çalışmaları derlemeyi amaçlamaktadır. Türkiye... + Devamı | 1933 Üniversite ReformuTürkiye’nin yüksek öğretim tarihinde dönüm noktası sayılabilecek olaylardan biri belki de en önemlisi 1933 yılında gerçekleştirilen “Üniversite Reformu” ya da o zamanki adıyla Darülfünun Reformu’dur. Bu reform dönemin en... + Devamı |
| Bilim Olarak SosyolojiMaurice Duverger Sosyolojinin gelisimi, toplumsal olaylarin da doga bilimlerinin kulandigi yöntemlerle incelenebilecegi temel düsüncesine baglidir. Comte'un baslangiçta kullandigi "toplumsal fizik" adinin olsun, toplumsal olaylari "birer nesne... + Devamı | Sosyolojinin TanımıToplum yasaminin olusumunu, kosullarini, isleyisini degisimini objektif bir sekilde sosyal bütünlük içerisinde inceleyen bilim dali olarak bilinen sosyoloji; en genel anlamda, toplum içinde yer alan sosyal gruplari, sosyal siniflari, ekonomik,... + Devamı | Toplumsal Yapıda DeğişimToplumsal değişme belirli bir süre içinde toplumda gözlenen başkalaşım, önceki sosyal yapı veya oluş tarzındaki çeşitlenmeler olarak tanımlanabilir. Toplumsal değişimin incelendiği birçok alan arasında edebiyatta yer almaktadır.... + Devamı |
| Beden Dili1.1. Problem Durumu 1.1.1. İletişim Kavramı Ve Tanımı Yakın zamanlara kadar, dilimize Fransızca’dan ve Fransızca söylenişi ile geçen komünikasyon (communication) sözcüğü ile birlikte ve aynı anlamı karşılamak için... + Devamı | Behice Boran1910 yılında Bursa’da doğdu.Behice Boran, ortaöğrenimini Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nde, yükseköğrenimini Amerika’da tamamladı. Ülkeye döndüğünde sosyoloji öğretmenliği yaptı. 1939 yılında Ankara Üniversitesi Dil... + Devamı | Bir Çift Yürek Marlo MorganOnur Konuğu Boğucu bir Ekim sabahaydı v eben Avustralya’nın beş yıldızlı bir otelinin önündeki avluda durmuş tanımadığım bir rehberi beklemekteydim. Uyarıları sezmekten uzak mı uzak yüreğim sevinçle cıvıldıyordu. Kendimi... + Devamı |
Tarihte, "Ermenistan neresidir? nerede başlar? ve nerede biter?" sorularına cevap vermek çok güçtür. ansiklopedik kaynaklarda; Erivan, Gökçegöl, Nahcıvan, Rumiye gölü kuzeyi ve Mako bölgesine, yukarı memleket anlamına gelen Armenia, bu yörelerde yaşayan halka ise Ermeni denildiği yer almaktadır.
Ermeni tarihçilerin bir kısmı, M.Ö. altıncı yüzyılda kuzey Suriye ve Kilikya bölgesi'nde yaşayan Hititlerden olduklarını, bir diğer kısmı ise Nuh'un oğullarından Hayk'a dayandıklarını iddia etmektedir. Bunun yanında, Ermenistan denilen coğrafyada yerleşen ve bugün Ermeni diye adlandırılan toplumun, bölgenin kesin olarak neresinde yaşadıkları, sayıları ve aynı yörede ikamet eden diğer unsurlara kıyasla nüfus oranları bilinmemektedir.
Görülüyor ki, Ermeni tarihçileri bile kökenleri konusunda fikir birliği içinde değildir. O halde tarih boyunca millet ve bağımsız bir devlet olma vasfını yakalayamayan bu toplumun, herhangi bir bölgeye "vatanımızdır" demeleri mümkün görülmemektedir. "Büyük Ermenistan" hayalinin de, tamamen yayılmacı bir düşüncenin ürünü olduğu değerlendirilmektedir.
Tarihsel olarak bakıldığında, Ermenilerin sırasıyla, Pers, Makedon, Selefkit, Roma, Part, Sasani, Bizans, Arap ve Türkler'in hakimiyeti altında yaşadıkları görülür. Ermeni derebeyliklerinin bir çoğu, bölgeye hakim olan ve/veya Ermenileri kendi saflarına çekerek kullanmak isteyen devletler tarafından kurdurulmuştur.
1071'de Türk hakimiyetine giren Ermeniler'i, Bizans'ın zulüm idaresinden kurtaran ve onlara insanca yaşama hakkını bahşeden, Selçuklu Türkleri olmuştur. Fatih döneminde ise, Ermenilere din ve vicdan hürriyeti verilmiş, Ermeni cemaati için dini ve sosyal faaliyetlerini yönetmek üzere Ermeni patrikliği kurulmuştur.
Ermeni patriği, kendi yetkisiyle ruhani reisleri azlediyor, dini ayinleri yasaklıyor, kendi adamlarından haraç toplayabiliyor, nikah işlerini yürütebiliyor ve hapis cezaları verebiliyordu.
Ermeniler, 19 uncu yüzyılın sonlarına kadar Osmanlı idaresinde, Türk insanının hoşgörüsünden de yararlanarak, adeta altın çağlarını yaşamışlardır. Askerlikten muaf tutulan ve kısmen vergi muafiyeti tanınan Ermeniler, ticaret, zanaat ve tarım ile idari mekanizmalarda önemli görevlere yükselme fırsatını elde etmişlerdir. Rum isyanından sonra boşalan Osmanlı hariciyesine yerleştirilen Ermeniler'e Osmanlı devleti'ne hizmetlerinden dolayı "milleti sadıka" adı verilmiştir.
Bu nedenle 19 ncu yüzyılın son çeyreğine kadar Osmanlılar'ın bir Ermeni sorunu olmadığı gibi, Ermeni tebaa'nın da Türk yöneticileriyle halledemedikleri bir mesele mevcut değildir.
Osmanlı devleti zayıflamaya başlayıp, hemen her konuda Avrupa'nın müdahalesine maruz kalınca, Türk - Ermeni ilişkilerinde de bir bozulma devri başlamıştır. Batılı ülkeler Osmanlı devleti'ni bölerek bölgesel çıkarlarına ulaşabilmek için Ermeniler'i Türk toplumundan koparmayı hedeflemişlerdir.
Özellikle Avrupa'nın bazı büyük devletleri "ıslahat" adı altında bir yandan Osmanlı devleti'nin iç işlerine karışırken, bir yandan da Ermeniler'i, Osmanlı yönetimi'ne karşı teşkilatlandırmışlardır.
Böylece ülke içinde ve dışında teşkilatlanan ve silahlanan Ermeni komiteleri ile Ermeni kiliseleri'nin kışkırtıcı faaliyetleri sonucunda, Ermeni toplumu yavaş yavaş Türkler'den uzaklaşmaya başlamıştır.
Türkler'in iyi tutumuna karşın, yabancı devletlerle ittifak etmek suretiyle Türkler'le mücadeleye başlayan Ermeniler, batı'nın desteğini alabilmek için kendilerini "ezilen bir toplum" olarak göstermeye ve "Anadolu üzerindeki egemenlik haklarını Türkler'in gasp ettiği"ni dile getirmeye başlamışlardır.
Islahat fermanı ile müslümanlar ve gayri müslimler eşit statüye getirilince ayrıcalıklarını kaybeden Ermeniler, 1877 - 1878 Osmanlı - Rus Savaşı sonunda, Rusya'dan "işgal ettiği doğu Anadolu topraklarından çekilmemesini, bölgeye özerklik verilmesini veya Ermeniler lehine ıslahat yapılmasını" talep etmişlerdir. Bu isteklerle birlikte Ermeni sorunu ilk kez ortaya çıkmaya ve uluslar arası bir şekil almaya başlamıştır.
Ermeniler, bu kez Ruslar ve İngilizler tarafından kullanılmaya başlanmış ve ingiltere'nin elinde, Rus yayılmacılığına karşı bir ileri karakol vazifesi görmüşlerdir. İngiltere ve Rusya tarafından tarih sahnesine sunulan Ermeni sorunu, aslında emperyalizmin Osmanlı imparatorluğu'nu yıkma ve paylaşma politikasının bir uzantısıdır.
Tamamına erişebilmek için Kayıtlı Üye olup Giriş yapmalısınızDosyalar - Sosyoloji