Algı
Dosyalar - Mimarlık
ALGI :
Algının Genel Tanımı: Bir fiziksel çevrede yaşayan ve devamlı olarak bu fiziksel çevreyle karşılıklı etkileşim içinde bulunan insan, yaşamını devam ettirebilmek için çevresini tanımak ve kavramak zorundadır. İnsan çevresini duyu organlarına gelen bir takım bilgiler yolu ile tanır ve kavrar. Duyu organlarımız aracılığıyla gerçekleşen bu bilgilenme süreci sayesinde dış dünyayla ilgili bir takım veriler toplarız. Bu bilgilenme olayı, bir tür fiziksel enerjinin duyu organlarımızdan birine ulaşıp, buradan da sinirler aracılığıyla beyne iletilmesiyle gerçekleşir. Bu olaya da, kısaca algı denir. Bir şeyi algılamak, onunla ilişkin duyum ve imgeleri bir bütün halinde toplamak ve bunların nesnel varlıklarına hükmetmektir.
Algı çeşitli zihin işlevlerinin bileşimleriyle meydana gelen karmaşık bir olaydır. Algının gerçekleşebilmesi için bir takım uyaranlar olması gereklidir. Çevreden gelen uyaranların şiddetine göre, duyu organların alıcı uç sinirlerini uyarması, uç organların ise değişen düzey ve sayıda elektrik akımı dalgası şeklinde algılayıcı nöronlara iletilmesinden sonra, bu sinyaller özel sinir ağı aracılığı ile refleks hareketlere yol açan omurilikten kaslara gider. Bir alıcıya devamlı uyarım yapıldığı zaman, algı sinirleri bunu hemen algılayarak gerekli mesajı iletir. Ancak duyu organları, insanların duyusal boyutu adı verilen belirli sınırlar içindeki uyaranlara yanıt verebilmektedir ki bunlara da duyu eşikleri adı verilir. Dış çevreden gelen uyaranın, bu uyarım eşiğine erişmesinden sonra algı gerçekleşir. Dolayısıyla algı, çevreden gelen uyaranların ortaya çıkardığı duyumların eş zamanlı yada ardı ardına ayrımlarla anlamlanması ve belleği uyarması sonucunda ortaya çıkar.
Duyumların, beyinde anlamlı ve tutarlı bilişlere dönüşmesi sırasında, uyaranların beyinde anlamlı ve tutarlı algılamalara dönüşmesi konusunda çeşitli teoriler bulunmaktadır. John Lang, algılama teorilerinin duyuya dayanan teoriler ve bilgiye dayanan algılama teorileri olarak iki ana grupta toplanacağını belirtmektedir. Ergonomik çalışmalar bilgiye dayanan algılama teorilerinden hareket etmektedir.
Kısacası algılama, uyaranlar vasıtasıyla çevreden enformasyon alınışı, biliş ise bunların değerlendirilmesi olup, insanın bunların sonucunda gösterdiği eylem ve tepkilere mekansal davranış adı verilir. Bir uyaranın alınması ile bir eylemin başlamasına kadar geçen süreye ise, davranış gecikmesi yada tepki süresi denir. Ergonomik yaklaşımlarda tepki süresi, iş-zaman etüdleri, insan-ekipman arası etkileşimlerde özellikle önem kazanmaktadır. Yapılan çalışmalarda tepki süresi gecikmelerinin yaş, yorgunluk, cinsiyet gibi insana ait karakteristikler ve uyaranlara ait özelliklerden ( uyaran şiddeti, değişken sayısı, uyaranın netliği gibi ) kaynaklandığı belirlenmiştir.
GÖRSEL ALGILAMA
Çevrenin görsel algısının anlamlı bütünler haline gelebilmesi bazı algılama özelliklerine bağlıdır. Bu özellikler algılamada değişmezlik, algılamada organizasyon, görsel derinlik algılaması ve algı yanılmalarıdır.
Algı yanılmaları, duyumların zihinde yanlış olarak yorumlanmasıyla oluşur. Algı yanılmaları, duyu organlarının özelliğinden, uyaranların niteliklerinden, fiziksel nedenlerden, geçmiş yaşantılardan, içinde bulunulan ortamın etkisinden ve kültürden ileri gelmektedir.
(Şekil –1) düşey çizgilerin paralelliği; şekillerde düşey çizgiler mutlak birbirine paraleldir. Düşey çizgilerin paralelliği çeşitli tertiplerde bozulmuş gibi algılanmaktaysa da gerçekte tam paraleldir.
(Şekil –2) DE köşegeni EF köşegeninin tam eşit olmasına karşın bu düzende DE köşegeni EF den küçük gibi algılanır.
(Şekil –3) A-B-C prizmaları birbiriyle tamamen aynı ölçüde olmasına karşın A prizması daha küçükmüş gibi algılanır.
Görsel derinlik algılaması ise çevrede ki üçüncü boyutun, iki boyutlu ağ tabaka da oluşan imgeler aracılıyla algılanmasıdır.
Tamamına erişebilmek için Kayıtlı Üye olup Giriş yapmalısınız

