Madencilik Bölümü

Bor Madenlerimiz

Bildiginiz üzere kasim ayinda yasadigimiz ekonomik krizin hemen ardindan, krizden cikis yollarindan birisi olarak dünya toplam  rezervlerinin %80'ine sahip oldugumuz bor madenlerinin özellestirilmesi gündeme getirilmis ve hükümet içinde...
+ Devamı

Yeniden Kristalleşme Tavı

Çelikler ve diğer soğuk şekillenmiş olan kristal yapılı malzemelere uygulanır. Yeniden kristalleşme tavının ön şartı malzemenin tavlama öncesi en az %10 gibi soğuk şekillendirilmiş olmalıdır. Soğuk şekillendirme tav öncesi...
+ Devamı

Ark Fırınları Ve Kullanım Yerleri

Ark fırınları demir,çelik gibi metallerin eritme işlemlerinde metalleri cevherlerinden ayırmada kullanılır. Fırınların kapasitesi 150 kg ile 200 ton arasındadır. Ark elektrodu düzeni bakımından üçe ayrılır. Şekil 6.8   a)...
+ Devamı

Armutlu Yarımadası

Çalýþma alanýný oluþturan Armutlu Yarýmadasý batýsý, Bozburun ve çevresi, 40 – 41 Kuzey enlemi, 28 – 29 Doðu boylamý içinde yer almaktadýr ( Þekil 1 ).  Saha kuzeyde Ýzmit Körfezi, güneyde Gemlik körfezi, Doðuda Muska Tepe...
+ Devamı

Kalıntı Yatakları

Oluşum nedenleri yer kabuğunun üzerinde atmosfer veya hidrosferdeki olaylara yani dış kökenli olaylara bağlı olarak gelişen yataklardır. Fe, Ni, Co, Al, Mn yatakları kalıntı olarak gelişirler. Ayrıca Asbest, manyezit, kil tuğla,...
+ Devamı

Bor Politikası - Üretim - Kapasite Ve Pazarlama

Türkiye’deki bor madenleri eski çağlardan beri bilinmekte olup, Osmanlı Devleti’nin son yılları ile Cumhuriyet’in ilk yıllarında maden işletmesi yabancı firmalar tarafından yapılmıştır. 1935 yılında MTA ve ETİBANK gibi kamu...
+ Devamı

Petrol

Çok koyu renkli, özgün kokulu bir doğal mineral olan petrol katı halde çok uzun süredir bilinmekle birlikte, ilk olarak ancak 19. yüz yılın ortalarında ABD’de, Edwin Drake’in Kızılderililerin romatizma ve damla hastalığına...
+ Devamı

Demir Bakır Ve Manganez'in Elyafın Zarar Görmesi Üzerine Etkileri

Demir, bakır ve manganez gibi ağır metaller, saf veya oksidasyon halinde iken peroksit ağartması sırasında elyafa zarar vermemektedir. Ancak bu metaller iyonik durumda iseler elyaf hasarına neden olabilmektedir. Fe-, Cu- ve Mn- iyonlarının...
+ Devamı

Dolomit

Dolomit, kireçtaşında (CaCO3) Ca ile beraber Mg'un yerelması ile oluşan bir mineraldir.Özgül ağırlığı Mg oranına bağlı olarak 2,71 ile 2,87 Ton/m3, sertlik ise 3,5-4 arasındadır.Dolomitin; ham dolomit, kalsine dolomit ve yanmış...
+ Devamı

Barut

Atesli silahlarda çesitli atesleme araçlariyla tutusturulmasi durumunda olusturdugu gazlarin itme gücüyle merminin atilmasini yada herhangi bir aracin firlatilmasini saglayan yanici kati madde. Savas malzemesi olarak yanici özelliginden...
+ Devamı

Türkiye Madenleri

Enerji ve Tabi Kaynaklari Bakanliginin verilerine göre, Türkiye’nin potansiyel maden ve enerji hammaddelerinin degeri 1 trilyon 180 milyar dolari buluyor. Bu rakam, Türkiye’nin dis borcunun 19, bütçesinin 34 katina tekabül ediyor.Türkiye,...
+ Devamı

Türkiyede Madencilik Sektörü

Bu raporda 20.Yüzyıl Madencilik Sektörünün kurumlarıyla birlikte gelişmesi, Anadolu’nun Batılaşma Hareketini dikkate alacak şekilde; Cumhuriyet Öncesi Dönem, Cumhuriyet (1923) ile Çok Partili Döneme Geçiş (1950) Arası Dönem, 1950...
+ Devamı

Yenilenebilir Enerji Kaynakları

21. Yüzyıla girerken, artan nüfus ve sanayileşmeden kaynaklanan enerji gereksinimi ülkemizin kısıtlı kaynaklarıyla karşılanamamakta, enerji üretimi ve tüketimi arasındaki açık hızla büyümektedir. Bu durumda, kendi öz...
+ Devamı

Taş Konservasyonu

A.Taşa İlişkin Genel Bilgiler1.Magmatik (Volkanik) TaşlarMagmanın yer kabuğunun çeşitli derinliklerinde, bazende yüzeye çıkmaya çalıştığı çatlaklar boyunca veya yüzeye çıktığı alanlarda soğuması ve katılaşmasıyla oluşan...
+ Devamı

Amerikyum

Transuranyum ana maddeleri serisinde plutonyum’u izleyen  doksan beş atom numaralı kimyevi elemente verilen isim.Tabiatta bulunmayan Amerikyum çekirdek enerjisi üzerindeki çalışmalar esnasında uranyumun alfa tanecikleriyle bombardımanı...
+ Devamı

Granitik Kayaların Mineralojisi

Granitler, yerbilimlerinde hemen her dönemde dikkatleri üzerine toplayan, gerek bulunuşları, gerek oluşum şekilleri ve gerekse birlikte bulundukları maden yataklar mineralizyon zonları bakımından yerbilimcileri daima meşgul eden bir...
+ Devamı

Yeraltı Kaynakları - Madencilik

Mısır, maden kaynakları bakımından pek zengin sayılmaz. 1970'lerin ortalarında başlayan arama çalışmaları sonunda önemli bir gelişme gösteren petrol ve doğal gaz üretimi, genede Ortadoğu ölçülerine göre düşük bir...
+ Devamı

Motorlarda Kullanılan Alternatif Yakıtlar - Alternatif Enerji

Otomobillerin insanlara sağladığı ulaşım rahatlığı, hareket özgürlüğü büyüktür. Ancak egsozundan çıkan gazlarla şehir havasını dolayısı ile tüm atmosferi kirleterek, sera etkisi dediğimiz ve gittikçe artan tehlikeyi de...
+ Devamı

Liç Yöntemleri

Herhangi bir cevherdeki metalin hidrometalurjik yöntemlerle kazanılmasında seçilecek yöntem hangi ölçütlere göre belirlenir?Hidrometalurjik yöntemle kazanılmak istenen cevherin tenörü veAynı cevherin mineralojik...
+ Devamı

Türkiyedeki Mermerler

“Türkiye’deki mermerlerin Mineralojik ve Petrografik Özelliklerine Göre Kesilebilme ve İşlenebilme Parametrelerinin Matematiksel Modellemesi” adlı tez çalışması ile ilgili olarak;* 2001 – 2002 Güz yarı yılı içerisinde yapılan...
+ Devamı

1973 Petrol Krizi

1967 savaşı sonunda nasıl Araplar, Filistin komandolarını İsrail'e karşı bir yıpratma savaşının vasıtası olarak kullanmaya karar verdilerse, 1973 Savaşı'nın sonunda da, "petrolü" İsrail'e karşı değil, fakat Batı'ya karşı...
+ Devamı

Mekanize Kazı Sistemi

Tünel, Türk Standartları Endüstrisinin tarifine göre; yeraltında çeşitli kayaçlar içinde inşa edilen giriş ve çıkışı olan, drenaj, kanalizasyon, su boruları, kanal, demiryolu, karayolu, yaya yolu vs. geçişine imkan veren bir...
+ Devamı

Seyit Ömer Linyitleri İşletmesi

Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu’na bağlı, GLİ Müessesesi bünyesinde 1 Haziran 1960 tarihinden itibaren Seyitömer Bölge Müdürlüğü olarak faaliyet gösteren işletmemiz TKİ Yönetim Kurulu’nun 03.05.1990 tarih  ve 3300/227...
+ Devamı

Hazar Bölgesi Enerji Yatakları

Enerji kaynakları ve özellikle petrolün bulunduğu bölgeler, üretilmesi, piyasalara arzı, fiyatları gibi konular devletlerarası politikaların oluşmasında son derece önemli rol oynamaktadırlar. Dünyada nüfus ve gelişen teknolojinin...
+ Devamı

Türkiyedeki Kaplıcalar Ve Maden Suları

Ilıca olarak da bilinir, maden sularından yararlanma amacıyla kaynarcaların çevresinde kurulan tesislere verilen genel addır.Araştırmalar sonucunda çeşitli hastalıkların tedavisine yardımcı olduğu anlaşılan mineral iyonlarıyla...
+ Devamı

Mta - Maden Tektik Arama

MTA Genel Müdürlüğü, madencilik sektorünün gelişmesi için gerekli her türlü bilgiyi üreten ve altyapı hizmetlerini de sunan araştırmacı bir kuruluştur. Ülkemizin maden ve hammadde kaynaklarını kuruluş kanununa uygun olarak...
+ Devamı

T.P.A.O

1954 yılında,M.T.A.´nın Türkiye´de bir petrol potansiyeli ortaya çıkarması sonucunda bu potansiyelin hızla değerlendirilip yurt ekonomisine katkısı amacıyla6326 sayılı Petrol Yasası çıkarılmıştır. Aynı tarihte T.P.A.O....
+ Devamı

Beyaz Dökme Demirler

İçerisinde bulunan manganezin etkisi ile karbonun tamamının veya tamamına yakın kısmının sementit yaptığı dökme demirlerdir. Yapısında grafit bulunmadığı için beyaz görünüşlüdür.Beyaz dökme demirler sert ve kırılgan olup...
+ Devamı

Cam

Cam olmaksızın günlük hayatımızı düşünmek zordur. Büyük bir çeşitlilik gösteren cam ürünlerinin hemen bütün sanayi alanlarında, ev ve sanat faaliyetlerinde yeri vardır. Cam nasıl terif edilebilir? Donmuş sıvı veya düzensiz...
+ Devamı

( 0 - KULLANICI DEGERi )
Bu raporda 20.Yüzyıl Madencilik Sektörünün kurumlarıyla birlikte gelişmesi, Anadolu’nun Batılaşma Hareketini dikkate alacak şekilde; Cumhuriyet Öncesi Dönem, Cumhuriyet (1923) ile Çok Partili Döneme Geçiş (1950) Arası Dönem, 1950 ile 24 Ocak 1980 Ekonomik Kararları Arası Dönem ve 1980 ile Günümüz Arası Dönemler olarak incelenmiştir. 
Cumhuriyet öncesi dönemde, Anadolu Madenciliği, Batının bir yandan sınai ürünlerini satabilecek, öte yandan da sınai üretim için ucuz hammadde sağlayacak dış pazarlara açılma politikasına paralel olarak yabancıların kontrolünde kalmıştı. İngilizler Susurlukta pandermit, Murgul Bakır İşletmesini, Fransızlar Balıkesir bölgesinde boraks madenlerini, Muğla bölgesinde krom madenini, Balya’da kurşun-çinko madenini, İngiliz, Fransız, İtalyan ve Almanlar Zonguldak Töşkömürü Havzasını işlettiler.
Cumhuriyet ile birlikte, Devletçilik politikası kapsamında MTA ve Etibank kurularak Madencilik Sektörünün kurumsallaşması sağlandı, Madenciliğe dayalı Sanayileşmenin alt yapısı hazırlandı, Demir-Çelik Fabrikası kuruldu, krom ve kömür başta olmak üzere maden üretiminde önemli ölçüde artış sağlandı.1933 yılından sonra millileştirme politikasıyla çok sayıda maden işletmesi yabancılardan geri alındı.
Çok Partili Döneme Geçiş ile birlikte, özel sektörün ve yabancı sermayenin de sıcak bakacağı bir maden kanunu 1954 yılında çıkartıldı. 1960-1970 yılları arasında ülkenin siyasi ve sosyo-kültürel yapısındaki olumlu gelişmelere paralel olarak gündeme gelen sanayileşme politikaları doğrultusunda İskenderun ve Erdemir Demir Çelik, Seydişehir Alüminyum, Bandırma Boraks ve Asit Borik, Antalya Ferrokrom, KBİ Samsun Blister Bakır, Çinkur Çinko-kurşun, Kümaş Manyezit Fabrikaları kuruldu. 1970’li yıllarda yaşanan petrol krizleri nedeniyle, 1978 yılında 2172 sayılı Yasa ile linyit ruhsatları birleştirilerek havza madenciliğine dayalı Termik Santrallar projelendirildi. Bu kapsamda linyit üretimi 5 kat artış gösterdi. Aynı Yasa kapsamında tüm Bor sahaları Etibank’a devredildi ve Bor ihracatı 25-30 milyon dolar düzeyinden 250 milyon dolar düzeyine çıktı. 
1970’li yılların sonunda Gelişmiş ülkeler tarafından uygulanmaya başlanan Yeni Dünya Düzeni kapsamında geliştirilen özelleştirme politikaları, büyük zahmetlerle kurulmuş madencilik sektörüne dayalı sanayiyi olumsuz yönden etkiledi. Kurumların idari ve mali yapıları bozularak zarar eden verimsiz işletmeler haline getirilmeye çalışıldı, aramacılık durma noktasına getirildi, özelleştirme kapatma ve yağma, talan politikasına dönüştü, İthalat teşvik edildi.1980-1990 arasında planlanan santralların tamamlanması ile birlikte linyit ve elektrik üretiminde önemli ölçüde artışlar sağlandı ancak 1990’lı yıllarda önemli bir gelişme yaşanmadığı gibi o yapılan termik santralar ile birlikte kömür sahaları özelleştirme kapsamına alındı. Kamu madenciliğindeki olumsuz gelişmelerin yanında, özel sektöre dayalı Mermer, Seramik, Cam, Çimento ve Endüstriyel Hammaddeler sektörlerinde önemli gelişmeler yaşandı. Mermerin 1985 yılında 3213 sayılı Maden Kanunu kapsamına alınmasıyla Mermer İhracatı 25 kat arttı.
İşte Madencilik Sektörü, 20.yüzyılı neredeyse başladığı gibi sahipsiz bitirdi. Gerçekten de Madencilik Sektörü olması gereken yerde midir?Madencilik Sektörü, dönem dönem olduğu gibi siyasi oteritenin teşvik etmesi durumunda yeni bir patlama yapabilir mi? Özelleştirme 
Madencilik Sektörünü geliştirebilir mi? Bu soruların cevabı, bu raporda bulunmaya çalışıldı
ANADOLU’NUN BATILAŞMA HAREKETİ
1789 Fransız Büyük İhtilalinin bütün dünyayı etkileyen, özgürlük, eşitlik, kardeşlik sloganlarının taşıdığı anlayış ve Batının yeni düşünce akımları 19. Yüzyıl sonlarında Osmanlı aydınlarının düşüncesinde bir bütün oluşturmuş, Batı uygarlığı ile Türk, İslam, Osmanlı düşüncesi, Fransız İnsan Hakları Bildirgesi ile birleşmiş, İmparatorlukta yepyeni bir kültür ortamı doğurmuştu.
19.Yüzyılın sonlarına doğru aydınların toplum sorunlarıyla ilgili düşünceleri, sosyal  bilimler yönünden batıyı güncel olarak izleyecek düzeydi. Toplumdaki sosyal olaylar sonucunda ortaya çıkan gelişmeler ve sosyal sorunlar ile bunların nedenlerinin bilinmeksizin gerçek reformun sağlanmayacağı anlaşılmıştı. Bireylerin kendi yetenekleri ile bir sosyal değişimi başaramayacakları görüşü, reformların ancak iyi niyetli devlet adamlarınca yapılabileceği düşüncesini yaratmıştı. Temele toplumun bireyden başlayarak eğitilmesi gerçeği konulmuştu. Ekonomik yönden “devlet himayeciliği” görüşüne devletin “eğitim himayeciliği” düşüncesi katılarak böylece ileri aydınlar imparatorluktaki sosyal değişim görevinin tümünü devlete yüklemişti. Değişik düşüncelere sahip Osmanlı aydınları ağırlıklı olarak demokraside birleşmişlerdi. Ancak, ilerici aydınlar Batılaşma hararetinde,Emperyalizmi göz ardı edilmiş bir Batı işbirliğini öngörmüşlerdi. 
Batılaşma hareketinin asıl itici gücünü, Osmanlı egemen güçleriyle, Batı kapitalizminin kendisi oluşturmaktaydı; Başta sivil-asker bürokrasi artık üründen aldıkları paylarla biriktirilen servetlerini ve canlarını güven altına almak istiyordu. İkinci olarak, temel üretim aracı olan toprağın yeni sahipleri eşraf, ayan ve derebeyler fiili olarak el  koydukları toprağın hukuksal olarak da mülkiyetini ister olmuştu. Batının özel mülkiyete ilişkin hukuk kuralları bunu sağlayacaktı kendilerine. Üçünçü olarak, ticaret ve finans kesimleri ile bütünleşen azınlıklar, yabancı uyruklu tacirler, toplumda liberal ekonominin tüm gereklerinin yerine getirilmesini istemekte ve Batılaşmadan bunu anlamaktaydılar.
Batılaşmanın bir büyük desteği de Batının asıl kendisidir. Çünkü o yıllarda Batı, bir yandan sınai ürünlerini satabilecek, öte yandan da sınai üretim için ucuz hammadde sağlayacak dış pazarlara gerek duymaktaydı. Böylece tüm tarafların istekleri bu dönemde birbirine uygun düşüyordu. Öyle olunca da, ekonomide liberal uygulamaya geçildi ve Batı kurumlarını topluma aktarmalar reform diye halka sunuldu. Bu kapsamda, önce 1838 tarihli Ticaret Andlaşması, 1839 tarihinde Gülhane Hattı Hümayunu, 1856 tarihinde İslahat Fermanı ve 1858 tarihinde de Arazi Kanunnamesi ilan edildi. Genç Osmanlılar, Sultan Abdülhamit’ten aldıkları söze dayanarak çok arzuladıkları 1.Meşrutiyet yönetimini   10 Aralık 1876 kurmayı başardılar ve Mithatpaşa, Namık Kemal ve Ziya Paşa’nın da bulunduğu komisyonca hazırlanmış olan “Kanuni Esası” yayınlandı. Ancak, Abdülhamit verdiği söze uymayarak çok kısa bir süre sonra meclisi dağıttı. Ülkede o günlere değin eşi benzeri görülmemiş bir baskı rejimi de hemen başlamış oldu.
İlk meşrutiyet denemesi düşünürlerde sadece özgürlükle uğraşmanın sorunlarına çözüm getirmeyeceği düşüncesini yarattı. Çağdaşlaşma doğrultusunda toplum düşünce yönünden hazırlanmayınca olumlu sonuç alınamayacağı düşüncesi ve toplumu kalkındırma için yeni bir düşünce yapısının gerekli olduğu durumu ortaya çıktı.
1.Meşrutiyet denemesinden sonra, Tanzimat ile açılan okullar ile birlikte medreselerin eski konumlarını koruyarak kalmaları, Batı hukuk sistemleri girerken şeriat mahkemelerinin muhafaza edilmesi ve sanayileşmeyi hedeflerken ekonominin batılılara tanınmış olan haklar ile yerel kaynakların kullanılmasına dayanması üzerine tartışmalar yoğunlaşmaya başladı. Bu kapsamda, 2.Meşrutiyet denemesi 1908 yılında Genç Osmanlıların yayınlarını okuyarak yetişen genç subayların yaptığı bir darbe ile başladı. Darbe yapanlar İttihat ve Terakki Cemiyetini bir siyasi parti olarak iktidara getirdiler. İttihat ve Terakki iktidarı bir adım daha atarak İngiliz ve Fransız emperyalizmine karşı “milli iktisat” denemesine girişti, 1914’te kapitülasyonları kaldırıp İmparatorluğun para çıkarma yetkisini Osmanlı Bankasının elinden aldı. Tarımı ve sanayii teşvik edecek yeni bir gümrük sistemi kurarak devlet eliyle “milli tüccar” yaratma politikası amaçladı. Ancak, bütün bu denemeler başarı sağlayamadı. Yarı sömürge toplum yapısı değişmeden olduğu gibi kaldı. Hanedana dayanan yöneticilerin yönetimindeki  meclislerin işe yaramadığı gerçeği görüldü. Fransız ve İngiliz emperyalizmine karşı çıkan İttihat ve Terakki kadroları, sonuçta İmparatorluğu “Alman emperyalizmi ve militarizmi”nin kucağına atmaktan başka bir şey yapamadılar. 
Osmanlı İmparatorluğu; 1878 Osmanlı - Rus ve Balkan savaşları, 31 Mart Vakası, 2.  Meşrutiyetin ilanı, bir oldu bitti ile Birinci Dünya Savaşına girmesi ve hezimete uğraması ile son buldu ve elde kalan son toprak parçasında, Anadolu’da Milli Bağımsızlık Savaşı başladı.
Tamamına erişebilmek için Kayıtlı Üye olup Giriş yapmalısınız

Etiketler: bir  ile  olarak  birlikte  maden  önemli  ancak  siyasi  yeni  için  ekonomik  yılında  olan  batı  osmanlı  çok  sosyal  sonra  karşı  dayalı  

Dosyalar - Madencilik