İletişime Giriş
Dosyalar - Basın
Elinde dolu sandığı boş kadehiyle, kalabalık meyhanenin yalnızlığında, kendini, kaybolanı ve düşlediğini arayan bir sarhoş. Bulutlar arasında yalpalayarak yolunu bulmaya çalışırken, olduğu yerde fırtınadaki ağaç gibi sallanıyor çaresiz. Sarhoşun dengesini yitirmiş dünyasının bulanık köşe başında bir kadın... Sarhoş buğulu gözlerle kadına bakıp iştahla söylenir: İletişimin süper highway'inde kayıp gidiyorum... Bir hoşum, Nonoşum!
Kendi dediğine inanamaz sarhoş: "iletişimin süper highway'i de ne demek?" diye sorar kadına.
Kadın sessiz.. Oralı bile değil. Şehvetli gülümsemesi bütün vücudunu yapıştırdığı yanındaki adama asılıp kalmış.
Kuru kuru yutkunan sarhoşun gözleri, kadının yapıştığı adama kayar. Adam genç ve yakışıklı. Sağ elinde sevgilisi gibi kavradığı bir bilgisayar; Üzerinde kocaman IBM yazılı. Öbür eliyle kadının belini sarmış; IBM'den fışkıran ve şeritler halinde önlerinde uzanan rengarenk ışıklı bir yolda kayar gibi gidiyorlar. Bu reklam-afişin altında "Süper highway’de iletişim" yazılı...
Sarhoş sigarasını hırsla dişlerinin arasına alıp, derin bir çekişle ciğerini nikotinle doldurur. Mahmurlaşan bakışlarını saplayıp kadına, "ben de insanım" diye söylenir kendi kendine. Ardından, kadının vücudunun kıvrıntılarına tutuna tutuna ayakta durmaya çalışarak hayallenmeye devam eder...
Sarhoş, kadının kırmızı boyayla doğallıktan ayırdığı ve gerçeği yapayla yeniden-biçimlendirdiği dudaklarına yapışırken, ansızın alkollü nefesi tükürüğüne karışıp, çöl toprağı gibi yanan boğazına takılır. Kurtulmak için öksürür sarhoş. Öksürüğü dumanlı havayı yırtarak, "viraneyim, divaneyim, mahvolmuşum, felek vurmuş kahrolmuşum" diye ağlayan arabeskle çarpışır. Arabeski için için inleyerek dinleyen kulakların dumanlı gözleri hoşnutsuzlukla sarhoşa çevrilir. Sarhoş, gözlere, bir kez daha öksürerek, erkekçe karşılık verir...
Dışarıda aysız kapkaranlık geceyi aydınlatmaya çalışan sokak lambalarının ışığının dokunduğu çıplak kaldırımda kimsesiz üç çocuk serilmiş yatıyor. Gezinen veya evine dönmek için arabalarına yürüyen insanlar çocuklara basmamak için zikzaklar çizerek yollarına devam ediyorlar...
Daha kendisi görünmeden gelen güneşin ilk ışığı, kentin çalışanlar bölgesinin karanlığını yırtar yırtmaz, sokaklar hücrelerinin kapısından kendilerini isteksizce dışarı atan insanlarla dolar. Gece boyu zehirli eksoz dumanlarından dinlenmiş havanın içlerine dolmasıyla canlanan bir saldırı başlar: Otobüs ve dolmuş duraklarına doğru bir koşuşturma... Yaşam koşulları ellerinden alınarak ücretli-köleliğe düşürülmüş insanlığın aç ve geç kalmama koşturusu... Karın doyurma yarışının, egemenlik ve mücadelenin günlük başlangıcı...
İletişim insanın fiziksel ve sosyal varlığının zorunlu koşuludur. İletişim olmaksızın insanın fiziksel ve toplumsal varlığını sürdürme olasılığı ortadan kalkar. İletişim söz söyleme, mesaj alışverişi ve özellikle “% 60 vücut dili” gibi saçmalıklarla gelenlerin ilkel indirgemelerinin çok ötesindedir.
İletişim insan faaliyetini anlatır. İletişim, eşitlikte diyalogdur; egemenlikte baskı ve mücadeledir; bir anlamın iletimi, bir alışveriş, bir ilişki ve ilişkideki faaliyettir.
İletişim bütün canlı varlıkların yaşam gereğidir.
İletişim olmaksızın ne insanın kendiyle ve dış çevresiyle ilişkisi ne de etkinlikleri olabilir.
Nerede insan faaliyeti varsa, orada iletişim vardır. İletişim insan yaşamının ve ilişkisinin temel koşuludur.
İletişim insan ilişkisinin süre giden sürecidir; İnsanla birlikte gerçek zaman ve gerçek yerde olur; Sosyal bir fenomendir. Bu nedenlerle, iletişimi anlamak için iletişimin olduğu sosyal, ekonomik, siyasal ve tarihsel konum içinde incelemek gerekir.
İletişim, Schiller'in anlatımıyla (1976), mesajlar ve mesajların aktığı devrelerden çok dahasını içerir. iletişim sosyal gerçeği tanımlar, ve bu yolla işin örgütlenmesini etkiler, teknolojinin karakterini, eğitim sisteminin mefrudatını, boş zamanın kullanılışını etkiler (Bu etkilemeyi, sakın belirleme olarak anlamayın. Çünkü belirleme ve etkileme materyal güç ilişkilerine bağıntılıdır.)
Bir iletişim sürecinin bir anına bakarsak,
(1) Herhangi bir gereksinme nedeniyle,
(2) Belli bir zamanda,
(3) Belli güç ilişkileri içinde,
(4) Belli gelişmelerin belli özelliklerini gösteren bir yerde (iletişimin olduğu örgütlü yapısal konumda),
(5) Herhangi bir iletiyi,
(6) Gerekli iletişim araçlarını kullanarak,
(7) Belli bir amaçla başlatanı (veya sürdüreni) ve
(8) İletiyi belli iletişim araçlarıyla alanı içeren;
(9) O an veya ilerde belli sonuçları beklenen,
(10) Tepki olasılıklarını (ve bu olasılıkların özelliklerini ve bu özelliklere göre potansiyel veya o an yapılan, geri-iletişimi) görürüz.
Gerçi bu skeç "gönderici, mesaj, araç, alıcı" süreci veya "kim, kime, hangi kanalla, neyi, ne etkiyle söylüyor" biçiminde açıklanan egemen iletişim sürecinden çok daha anlamlı bir özetlemedir; Gene de iletişim faaliyetinin oldukça genel, bir anlık kesitidir. İletişim belli ortam ve koşullar altında oluşur ve sürer. İletişim güç uygulamasıdır; üretim ilişkilerinin biçimlenmiş pratiğidir; ilişkide olduğu düzenin gerçekleşmesinin zorunlu gereğidir; Egemenliğin ve egemenlik mücadelesinin belli bir an ve yerdeki sonucunun ve durumunun ifadesidir.
"Egemen" kavramını egemenlik ilişkisinin bir sonucu olarak niteliyorum. Egemenlik ilişkisini, egemenlik kurma ve egemenliğe karşı direniş ilişkisi olarak ele alıyorum. Egemenlik bu anlama, egemenlik kurma ve mücadele ilişkilerinin dinamik durumunun bir anını anlatır. Egemenlik, belli bir yerde ve zamanda, belli koşullarla gelen, yasal ve ideolojik süreçlerle meşrulaştırılmış ve çeşitli baskı yollarıyla sürdürülen, mücadeleyle çözülmesi gereken, bir ilişki durumudur. Dolayısıyla, egemenlik dediğimde, belli bir gücün belli bir zamanda ve yerde kurduğu ve mücadeleler içinde sürdürülen bir ilişkiler düzeni demek istiyorum. Egemenlikte, karşıtlık egemenliğin dışında değildir: Karşıtlık, üzerinde egemenlik kurulanların (boyun sunanlar dahil) tepkisidir. Boyun sunuşun veya mücadelenin biçimleri egemenliğin yoğunluğu ve kapsamını gösterir. Bunun çok önemli bir anlamı vardır: Egemenlik belli bir yer ve zamandaki ilişkiler koşulunu anlatır ve dinamik bir yapıya sahiptir. Egemenlik sadece egemenin ekonomik, siyasal ve kültürel güç kullanımını anlatmaz, aynı zamanda, üzerinde güç uygulaması yapılanın yaşam ve kendini içinde bulduğu duruma çözüm mücadelesini ifade eder. Burjuva bilimindeki "ikna, davranış modifikasyonu, çatışma yönetimi" gibi kavramlar, eşitsel ve özgürlükçü insan ilişkilerini değil, dikey-ilişkiler düzeninde egemenliğin kurulması ve sürdürülmesi girişimlerini (ve karşı mücadeleyi) anlatır. Conor'un belirttiği gibi (1994), nerede egemenlik varsa orada direniş veya en azından direniş potansiyeli vardır.
Tamamına erişebilmek için Kayıtlı Üye olup Giriş yapmalısınız
